Eki 9, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

VE YÜZÜKLERİMİZ KALBİM FOTOĞRAFLAR KADAR KSA ÖMÜRLÜ

VE YÜZÜKLERİMİZ KALBİM FOTOĞRAFLAR  KADAR KSA ÖMÜRLÜ

VE YÜZLERİMİZ,KALBİM FOTOĞRAFLAR KADAR KISA ÖMÜRLÜ/John Berger

Görmenin tüm çeşitleri ile bakabilmek zor hayata ve hayatın tüm ayrıntısına, oysa baktığında algıladığını aktarmak daha bir zor. Görünen ve görünmeyen tüm ayrıntılar bize ait bize özel. İnsan davranışlarını anlamdırmak ise başka bir meziyet. Her kelimede başka bir ayrıntıyı yakalayıp özümsemek ise maharet gerektiren bir işçilik. Berger bu kitabın da her şeye dokunuyor.

Görünene görünmeze dokunuyor:
“Dokunma isteği biraz da el koymak, kendine mal etmektir. Daha sonra, aynı istek değişerek sahip olunma isteğine istek duyulanda kendini kaybetme isteğine dönüşür.”
Göçten çıkıp evin yolunu bulmak için uzun uzun anlatıyor insanın doğasını sinematik anlatımı ile. Şiirin emeğini ortaya koymak için kendini yaşamını ortaya seriyor.:
“Çıplak doğan kalbimin
İlk kundağı ninnilerdi.
Ardından kendi kendine
Şiir giydi giysi diye.
Bir gömlek gibi
Taşıdım sırtımda
Okuduğum şiirleri.”
Emeğe verdiği önemi yansıtırken şiirin içine; emeği yazma eğlemi olmaktan çıkarıyor. Yazılan şiirin becerdiği şeyin emek olduğunu anlatıyor. Umudu anlatıyor yani. Ahmed Arif’in dediği gibi:
“  Ve ben şairim.
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni…”
Şiirin bu ahenkli ahenksiz var oluşunda kendi var oluş macerasının başına taa en başına dönüyor elbette:
“Uykuya dalarken ağızda kalan başparmak. Kendi içine uyku gibi giren bedenin kendinden aldığı tat. Kendi bedeninden zarar gelmez insana.”
Görsel hafızanızı zorlayan tüm ayrıntıları aktarıyor size bakmadığınız açıdan hem de. Mesela resimleri ayırıyor fotoğraflardan o sancılı süreci yaşıyorsun ressamın elinden. Anı yakalamak olmuyor resim anın başlangıcı ve bitmeyen süreci yansıtıyor fotoğrafın aksine. Zamanı düz bir çizgide gitmekten çıkarıyor ve bir sarmal haline getiriyor değirmen taşı misali. Eziyor zaman bizi ve bilincimize de ortaya iki ayrı varlık çıkıyor. Bedensel varoluş ve bilinçsel varoluş. İkisi arasındaki sonsuz ayrımı ve birlikteliği sergiliyor.
Yani kısaca kendince bakıyor tüm ayrıntılara şiirle düz yazıyla ama görsel yönü ön planda gören kelimelerle.
Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir