YENİŞEHİR’DE BİR ÖĞLE VAKTİ May31

Tags

Related Posts

Share This

YENİŞEHİR’DE BİR ÖĞLE VAKTİ

YENİŞEHİR’DE BİR ÖĞLE VAKTİ/Sevgi Soysal

Birbirine habersizce değen hayatların ,kopuk kopuk ama bir o kadar iç içe geçmiş öyküsünü okuyorsunuz, Sevgi Soysal’ın o muhteşem anlatımı ile.

Gözlemci yönü bir tarafa ,gerçekçi yaklaşımı sizi samimi ve bir o kadar sıradan hayatlara çekiyor. Karakterler bizden birileri… Her gün görüp, birlikte yaşayıp ve fakat varlığından habersiz yaşadığımız insanlar. Bize dokunmayınca ne olduklarını, nereden gelip, nereye gittiklerini önemsemediğimiz insanlar. Bir dönemin değil, birçok dönemin romanı bir öğlen vakti yaşananlar.

Düz ve derin anlatımı yanında, simgesel bir dili de var. Fark etmeden yaşıyorsunuz bu süreci. Aynı romanda anlattığı gibi bir telaş içinde, bir öğlen telaşı içinde geçiyor zaman. Kısa ve kendine özgü öykücükler birbirine bağlıyor hayatları ve yaşanan dönemin kırılgan yaşam örgüsünü. Anlatım dili çok güzel insanı yormuyor. Karakter seçimleri çok iyi ve her karakteri kendi doğası içinde var ediyor yazar. Onlar gibi konuşuyor ve düşünüyor. Anlatımı buna göre şekillenmiş elbette. Bir çingene, bir göçmen, bir ev hanımı, bir kapıcı oluyorsunuz öykülerde.

Değişim her dönem yaşanan bir gerçektir. Bu gerçeği” sindirmek mi gerekir, yoksa direnmek mi?” Asla cevap veremediğim bir soru. Bu soruyu yöneltiyor yazar size değişimi sevmeyen bir çok insan değişim isteyen bir çok insan.

“Asıl senin gibi, sorunlara sadece okuyarak yaklaşanlar katıdır. Olaylar karşısında gerekli uyum ve değişim gücü genellikle yoktur onlarda. Çünkü aslında suçlu ve korkaktırlar. Kim ki bir şeyi gizlemek ister, duvar çekmeye meraklı olur. Küçük burjuva aydınları, aslında bir suçluluk duygusuyla düşüncelerine gem vurmayıp alıp başlarını giderler. Kendilerini değiştirememe korkusu, onlara sözde her şeyi bir çırpıda değiştirme ataklığı verir.”

Bu insanlar bir arada “var” olmak zorunda. Toplumu oluşturan bu varlık savaşının ortasında buluyorsunuz kendinizi. Bu sırada sağa sola koştururken bir çok duvara çarparsınız. Bu duvar ise her yerdedir. İki kardeş arasında, anne baba arasında, toplumun katmanları arasında elbette. Ama en çok korkulan ise “sessizlik duvarı”dır. Bu duvar örüldüğünde her şey çok yanlış yerlere gider. Boşluklar doldurulur birbirinden habersiz ve bu doldurulan madde ve şekli birbirinden o kadar bağımsızdır ki; konuşmaya başlanınca anlaşılır aradaki uçurum: “Çıkarmıyorum. Soruyorum. Sormak iyidir. Yanılmamak için.” İnsan çok garip bir varlık illa bir neden sonuç ilişkisi arar ve değişimi bir uğursuzluk sayabilir. Nedenler tatmin etmez sonuçlar da nedensizdir çoğu zaman. Değişimi sevip sevmemek size kalmış ama duvar örmeyin kimseye; hele sessizlik duvarı asla.

Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

  • avatar
468 ad