YENİLMEZ Haz04

Tags

Related Posts

Share This

YENİLMEZ

YENİLMEZ/Stanislaw Lem

Bilimkurgu yazarı olmak için bilime yakın olmanız gerekir. Bilime yakın bir kurgu güzel oluyor. Tüm kitaplarını sevdiğim bu bilim insanı yine çok iyi bir iş çıkarmış “Yenilmez” de.

Bir çok ögeyi bir arada sunuyor okuyucuya. Kurgu ön planda mı diye sormayın. Bilim ön planda kurgu ikinci planda. Bilinmez bir gezegene keşfe gönderilmiş bir gemiyi aramaya gönderilen bir gemi “Yenilmez”. İkizini arıyor aslında. Diğer yarısını belki de kendisini keşfe çıkan bir gemi ve mürettabatı. Klostrofibik bir uyku arkasında uyandığın dünyanın vahşi ve bir o kadar da bakir topraklarına iniş. Bilimsel merak bir yana yaşanır olduğu bile şüpheli bir gezegende kendine bilme ve bilinmeze bir kör uçuş:
“Rohan’ın öyküsü her gerçek öykü gibi tuhaf ve tutarsızdı.”


Bir çok öykü tutarsız elbette ama gerçek bundan nasıl nasibini aldı ise bizim tavrımızda bundan etkilenir elbette. Bizde çözümler uydururuz. Bu çözümler içinde şartlar vardır. Kimyasal denklem çözerken kullandığımız “normal şartlar altında” gibi şartlar belirleriz. Bunlardan biri de Ockham’ın Usturası denilen ortam. Kısaca “her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır” diyor bu ustura. Kitabın bir yerinde geçiyor bu tanım ama tüm kitaba yayılmış gerçekliği anlatıyor.


Kitap elbet sorguluyor. Bizi yaşamı, yaşam dediğimiz kavramı. Bir gezegen keşfetsek ve oradaki en büyük güç biz olsak nasıl davranırdık acaba. Bu yaşam çok ilkel bir yaşam olsa. Bu soruya kısmi bir cevap veriyor yazar. Tüm ayrıntılar yok elbette belli başlı konular var. Kısıtlı bir karakter seçimi var ve bizi var eden geçmişimizin izlerini taşıyan sorgulama içinde. Anlatım dili sade anlaşılır ve bilimsel. Bu bilimsel kavramını açıklamak gerek yazar 1960 lı yıllarda yazmış bu romanı dolayısıyla bilimsel ön görüde bu yıllara ait. Şimdi ise pek çok veri o zamandan farklı. Hipernasyon ise sanırım hiç değişmemiş.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

468 ad