Nis 16, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

YEDİ ASILMIŞLARIN HİKAYESİ

YEDİ ASILMIŞLARIN HİKAYESİ

YEDİ ASILMIŞLARIN HİKAYESİ /Leonid Andreyev

Ölüm her zaman, hep en uzak ve hep en bilenmez ve en yakın olmuştur insanoğluna. Bu içselleştirmekte zorlandığımız bir gerçektir oysa… Bir yaşam parçası…

Bir ölüm, kalanlar içindir elbette çünkü ölü öldüğünü bilmekten uzaktır. Kalanlar ve ölüm öncesi bir sancı duyar insan. Ölüm bir bilinmezdir bizimler için,asla kestiremediğimiz bir olgu. Sonrası var mı yok mu bilmiyoruz. Burada devreye inançlar giriyor. Sonsuz yaşam arzusu,iki şekilde tecelli ediyor; bir kısım ölümsüz olmak için bilimsel araştırma yapıyor,bir kısımda ikiye ayrırıp (ruh-beden) birini ölümsüz kılıyor ya da öyle var sayıyor. Ölümün saati ve yeri belli değil hemen hiç bir zaman. Bunu bilsek nasıl yaşardık? veya yaşayabilir miydik? Bilmek bazen bir tedirginlik sebebi…bilmek yaşamamak anlamına gelir çoğu zaman. Saatler bir balyoz olur ya da ışık hızı,bizden kalanlarsa eşyalardır. Eşyalar,saatler,kalanlar…

“Bir gün giderler de kalırsanız yalnız 
Eski odalarda gece
Bir saat gibi durmuş sabahtan
Her şey onlar gidince.
Bir garip boşalışla cansız 
Uzaklarda şimdi
Ayna önünde resimler 
Eşyalar, ellerinin değdiği.
Yüklenen sessizlikte radyo
Şen şarkılar hepsi de üzüntülü 
Duyduğunuz derinlerde bir ses 
Gidenlerin götürdüğü.
Anladınız neymiş kattıkları
Perdeler çiçekler ışık hava su 
Ancak onlar varken
Sizi yaşatıyordu.”

Behçet Necatigil

Sebep-sonuç ilişkisi içinde yaşarken,ölüm aklımıza gelmez, ta ki biri ihbar edene kadar. O zaman ölümü bekler ve bulur insanoğlu kendini. Kaçmanın ya da tedbir almanın yolunu arar. Hesaba çeker kendini,ne yaptığını,ne yapmadığını…Fakat her zaman temize çıkartır kendini,hayata tutunabilmek için.Bu kaygı,ölümün kendisinden bile beterdir çünkü.


Ölüm hemen daima yabancıdır bize,uzak akraba bile sayılmaz. Beklenmedik misafir olunca,ölüm katlanılır olur da, beklediğin bir konuk ise vahşet. Ölüm,kalanın sorundur şu keşmekeş dünya içinde ta ki ölüm saati ve zamanı bilene dek. Ölüm mahkumu bunu hisseder tüm hücrelerinde. Ölüm saati yaklaşmıştır ve hesap zamanıdır. Geçmiş ile hesap vardır da, düzeltme ihtimali olan gelecek elinden alınmıştır. Düzeltme şansı yoktur da ölüm saatine kadar ne yapacaktır ki? Veda edecektir belki ya da hiç düşünmeden yiyip içecek ve anın keyfini çıkaracaktır.
Hesaba çekmek için bir fırsat yakalamıştır kendi eliyle yaşattığı ölümlerin nedenini. Ya da öldürmek kolay mıdır? Elinde ölümü tatmış bir varlıkla empati nasıl yapılır? Ölüm bir yabancıdır,daima öldürdüğün…tüm insanlarsa hem yabancı ,de ölümü gerekli kişilerdir.  Bir temize çekme bile gerekmez ama ölüm yanaşınca hesap zamanıdır. Veda zamanı örneğin tüm eş dost akraba ve geçmişle. Bir öfkeyi kusma zamanı üzülme ve onun ölümü ile kaybolacak geleceği özlem ile anma zamanı.


Yedi değil,tam sekiz kişinin öyküsü bu roman… biri kurban,diğerleri ise ölüme mahkum insanların romanı. Bir tedirginlik hali,bir soğukluk,bir hesap hali… Bunların öyküsünün en yalın hali… Yaşanan şartlar ve zamanın kısa özeti ile bir manzaranın ortasında parlayan bir ölüm… Ölüme mahkum bir grubun anlaşılmaya çalışılan ruh halleri… Yaklaşan sonun tahribatı ve içimizden alamadıkları… Ölümü ne zaman fark ederiz sorusuna verilen bir kaç cevap örneği… Normal bir halin abartılı tezahürü… Kısa güzel cümleler eşliğinde sağlam bir kurgu ve karakter seçimi ile.

Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir