Terra Nostra-Carlos Fuentes

Sonsuz sarmal

Çok uzun ve yorucu bir yolculuktu. Nereden tutarsanız oradan başka bir dünyaya açılan kapılar zinciri ve sarmalı içinde kaybolup yeniden buluyorsunuz insanlığı. Her döneme ve Avrupa ya damga vurmuş tüm mitolojiye değiniyor kitap. Birkaç makale de okudum bu kitapla ilgili. “Özeti çıkarılmayacak kitap” diye nitelendirmiş bir yazar. Her satırı değilse bile her bölüm ince ince dokunmuş.

Çok emek harcanmış. Beni en çok zorlayan mevzu hristiyan dünyasının kendine özgü azizleri oldu. İspanya da geçen öyküler zinciri yeni dünyanın keşfi, Kolomb, don quixote, Aziz petrus, cesar, Tiberius vb bir sürü tarihsel karakter sahne aldı romanda. Hayal ile gerçek, düş ile hayal birbirine karışıyor romanda. Kesin çizgileri olmadığı gibi, karakterlerin çeşitli olması daha zorlu kılıyor romanı. Olaylar bir düz çizgi oluşturmuyor romanda. Sondan başa baştan sona bir varoluşçuluk seziyorsunuz. Karekterler tam bir insan ne siyah ne beyaz. Felsefe tarihi de var hristiyan inanışların kökeni de.

Yazar Adem Havva Kabil ve Habil’den de bahsediyor. Burada en çok üzerinde durulan çıkış noktası elbette İspanya iç savaşı ve getirdikleri. Ölüm kutsanıyor elbette, baş kahramanı genelde kısa bir hayat diliyor sunağının önünde dua ederken. Kabul edilmiş gerçeklerin modern liberalizm ile yer değiştirmesini okuyorsunuz romanda.

Statükocu bir zihniyetin zaman ve para karşısında eriyişine şahit oluyorsunuz. Bir çok soru da soruyor kitap soy ve getirdikleri. Asaletin kaynağı kan mı erdem mi? Şeref nasıl alınır veya şeref kimin içindir. Kim alabilir bu tanımları insanın elinden kendisi mi başkaları mı? Sarmalın ortasında kadın gerçeğini de ortaya koymuş yazar. Ezilen ezen yöneten ve yönetilirken gücünü keşfeden kadın. Kısaca bir özet tüm insanlığın. Bittiği sandığınız yerden yeniden başlıyor öykü. Sarmalın başına dönüyorsunuz. O kadar ince yazılmış ki her satır önemli. Bence kitabı özetleyen cümle şu: “Dudaklar hayattır. Ağız bellektir. Her şeyi yaratan Kelam’dır.” Aslında çok şey var yazılacak ama inanın ne söyleseniz eksik kalıyor. Bu yüzden burada kesiyorum kitaptan bir cümle ile:

“Yürek korkunun krallığıdır.”                                                      

                                                                                              Ömer Aydemir

468 ad