Eyl 18, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

TANRININ ÇOCUKLARI

TANRININ ÇOCUKLARI

TANRININ ÇOCUKLARI/Mart Doria Russel

“Şiirin belli bir boşluk gerektirdiğini öğrendim, tıpkı bir çanın çınlaması için içindeki boş alanın gerekli olması gibi. Müzisyenin gençlik yıllarındaki boşluk, şarkılarındaki tınıyı sağladı. Kalbimde onun huzursuzluğunu ve pusuda bekleyen hırsını hissettim. Bir şeyler yaratmanın şiddetli coşkusu ve neredeyse cinsel heyecanını kendi bedenimde yaşadım… Ruhun varlığını kanıtlayabilecek herhangi bir şey varsa, o da bir cesedin mutlak boşluğudur.”


Hayatın ve varlığın anlamını o kadar çok sorgularız ki; nereden geldik? biz kimiz? başka hayatlar var mı? Bu sorulara çeşitli görüşler ve inanç sistemleri ile cevap bulmaya çalışırız. Anlam kazanmak ve kazandırmaktır asıl amacımız ve isteğimiz oldu daima. Çünkü yalnız olmak korkutuyor bizi. Bu yüzden kurduk sosyal toplumları. Ait olma isteği güvende olma isteği ile örtüşüyor neredeyse. Sosyal bir varlık olarak etkileşim yanında ,güvenli bir iletişim de aynı zamanda aradığımız. Bu noktada önce çevremize sonra da gökyüzüne diktik gözümüzü. Bizim gibi düşünen üreyen yaşayan üreten başka bir tür aradık.


Bu noktada bir çok bilim ve kurgu tabanlı eserler yaptık. Filmler, tiyatrolar ve kitaplar… Bunlarda amaç bir başka türle ilişki kurmak ve yalnızlık hissinden kurtulmaktı. Bu noktada kelebek etkisi belki de bulduğumuz en önemli çıkarımlardan biri . Başka bir türle etkileşm, iki türde de kelebek etkisi yaratacak ve denklem sonsuza kadar değişecek. Elbette bu etkileşim öngörüden ibaret şu an. Ve bu öngörü gerçeğin yakınından bile geçmiyor olabilir. Çünkü öngörü olmayan bir şeyi hayal etmek bile olsa yaşananlar, bilgi düzeyimiz, verilerimiz, elbette tecrübe ve inançlarımızla doğrudan ilişkili. Bunlar ışığında başka hayatlar olan bir gezegende bir dünyalı olan bizlerin etkisini okudum bu iki kitapta. İlki “Serçe” adlı bu roman dizisinin ikinci ve son ayağı “Tanrı’nın Çocukları” olan bu roman.

Bir sürü insana ait duygu ve davranış yargılanırken, sorgulanan bir sürü sistem var. İnanç sistemleri, sosyal sistemler, kültürel sistemler ve mutlak bir iyi-kötü doğru-yanlış kavramı. Herşeyin göreceli olduğu açıktır elbette .

Doğru ve yanlışı belirleyen şeylerden biri zaman ve şartlardır. Bu noktada sorgulanan tüm bunların ifadesi, kurgusal bir roman olarak yazarın süreçlerinden geçip bize ulaşıyor. Zaman ve mekan anlatımı yanında insan ve diğer türlerin anlatımı ve bu etkileşim ifade bulmuş bu uzun soluklu romanda. Şiir ve müziğin belki de evrensel olduğu çıkarımı ile biten bu romanda en çok insanlık sorgulanıyor.

Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir