Taner Birsel Eki01

Tags

Related Posts

Share This

Taner Birsel

Şimdiye kadar ki Oscar’da Yabancı Dil kategorisinde Türkiye’den yolladığımız en sağlam filmlerden biri olan ‘’Ayla’’ filminin başrollerini paylaşan aktörlerden biri olan Taner Birsel ,yine unutulmaz bir projeye ,yine ‘‘bilmukabele’’,unutulmaz bir değer katmayı başarmış.

Taner Birsel 1959 Akhisar doğumlu olup,,1976-80 yılları arası gezetecilik ve halkla ilişkiler okuduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro  bölümünü bitirmiştir.

İsmini birçoğumuzun Reha Erdem’in 1998 yapımı  ‘Kaç Para Kaç’ filmi ile duyduğu  usta aktör Taner Birsel ,bu rolü ile 21. SİYAD – En İYi Erkek Oyuncu ödülünü almış ve yıllar içinde ülkenin son dönemde ki  en iyi yönetmenleri grubuna giren birçok kişinin projelerinde ilk akla gelen aktörlerin başında dikkati çekmiştir.

 

Bir röportajında, Osman Sınav’ın yönettiği ve ilk sinema filmi olan Yalancı Şafak’taki oyunculuğunu hiç beğenmediğini dile getiren Birsel, bu nedenle 7 yıl sinemada yer almadığını belirtti. Verilen bu aradan sonra Yavuz Özkan’ın kendisine teklif ettiği projeyi geri çeviremedi ve ‘Bir Kadının Anatomisi’ndeki rolü kabul etti. Filmde Hülya Avşar’la sevişme sahnesini söyleşi sırasında anlatırken ne kadar samimi,aramızdan biri olduğunu anlayabiliyorsunuz.

 

“Hülya Avşar için özellikle magazin dünyasını kavurduğu, herkesin olağanüstü bir oyuncu, olağanüstü bir kadın dediği bir dönemdi. Hakikaten de öyleydi. Filmde�Hülya Avşar’ın kocasını oynayacaktım, hatta onunla yatağa girecektim. Olağanüstü bir şey…
O zamanlar ben genç ve yakışıklı konservatuar öğrencisiydim. Avşar’la ilk kez film setinde tanıştım. Sonra çekimler başladı, Yavuz Abi beni yönlendiriyor ama bir türlü olmuyordu. Benden hiç memnun değildi. Günlerce beklediğim sahne geldi; ‘Hülya Avşar’la yatağa gireceksin.’ Sette ağır bir hava var. Bütün set boşaltıldı, üzerimde bir tişört, bir gömlek, açık renk bir kot vardı, hiç unutmuyorum. Avşar prenses gibi set gazeteciden yıkılıyor, Yavuz Abi sürekli gazeteci kovalıyor.
Kapılar kapandı, kamera, ışık hazır. Hülya yok, ben ve Yavuz Abi bekliyoruz. Hülya geldi, üzerinde bir sabahlık. Soğukkanlı bir şekilde çıkardı sabahlığı, üzerinde babydoll ve yatağa yattı. Ben hala pantolon, gömlek… Ne yapacağımı bilmiyorum, Yavuz Abi kaşla gözle idare ediyordu, beni. Gömleğimi ve tişörtü çıkardım, pantolonu çıkarırken ‘oha’ diye bir ses. Pantolon dizlerimde kaldı, ‘giy’ dedi, tekrar giydim tabi. Sonra Yavuz Abi benimle oyun hamuru gibi oynadı. Oraya buraya döndürdü, düşündüğünüz gibi değil yani. Kameralarının açılarını yer değiştirmesiyle birkaç kez çekildi o sahne. Ama kötü bir süreç çünkü senin o sahne için vehmettiğin şeylerin hiçbiri gerçekleşmiyor.”

 

Çalıştığı projelerin ne şekilde tercih edildiği sorusuna ;

‘’Üç temel kritere bakıyorum.
1- Yönetmen kim? Varsa yaptığı işler.
2- Senaryo ve önerilen rol
3- Yine yönetmene bakarım.’’
şeklinde cevap vermiştir.

 

Yine gişeden çok hedefleri olan projelerde daha çok boy göstremesini;

 

‘’Elbette tesadüflerin de etkisi olmuştur ama hep seçme lüksüne sahip bir oyuncu oldum. Seçici biriyim ama “seçkinci” değilim. Sanat hayatında aldığınız kararlar kariyerinizi, bir süre sonra da kariyeriniz aldığınız kararları belirliyor. Arada zıpır işler yapmak, risk almak da istiyorsunuz ama o zaman da kiminle dans ettiğiniz önemli..  Bu bütünüyle karşılıklı güven ilişkisi. Tek referans da yaptığınız işler. “Çok Para Kazanma Projeleri” nin değil de, sanat ve festival odaklı  işlerin peşinde koşunca bu “Kallavi” yönetmenlerle ya da yapımcılarla günün birinde yolunuz kesişiyor. Tesadüften çok “sabırlı olmak” diyelim…’’

Çok önemli yönetmenlerle çalışırken nelerden fedakarlık ettiğini;

‘’Mümkün olduğu kadar dönüp baktığımda utanç duymayacağım işlerin içinde olmaya çalışıyorum. Türkiye gibi bir yerde bu hiç kolay bir şey değil, inanın bana. Hem kuyruğunuzu dik tutabilmek hem de insanca yaşamaya çalışmak hem de böyle anlamlı projelerin içinde olmak kolay değil bir sanatçı için. Benim küçük servetim de bu işte. Türk sinemasında kendine has bir dil oluşturmuş yönetmenlerle çalışmışım hep. Bir sanatçı başka ne ister? Proje sırasında sıkıntılar yaşıyorsunuz, “Lanet olsun, bu işi niye yapıyorum?” dediğiniz anlar bile oluyor. Sinema hakikaten çok meşakkatli bir iş. Delilerin yapacağı bir iş! Ama ürün ortaya çıktığında o memnuniyet duygusu, izleyicinin alkışı, belki bir iç çekişi ödülünüz oluyor. Sizde yarattığı iyi duygu ömre yayılıyor.’’

Birçok usta yönetmen ile çalışmış olması,onun rol yalakası olmasının aksine, ne kadar açıksözlü ve içten biri olduğu gerçeğini değiştirememiştir.’’İtiraf ‘’ sırasında çalıtığı Zeki Demirkubuz için yine aynı söyleşide;

 

“Zeki Demirkubuz, yönetmen olmasaydı şu an hapisteydi. Çünkü (bunu iyi anlamda söylüyorum) öfkesi bu kadar yoğun ve koyu başka bir adam tanımadım. İyi ki sinemayı seçmiş, çok güçlü filmler yapıyor.
Demirkubuz’un yönettiği ‘İtiraf’ta, Başak Köklükaya ile rol aldım. Senaryoda bir sahne var ki erkek karakterin karısını dövdüğü… İşte o sahneye sıra geldiğinde Zeki benden Başak’ı gerçekten dövmemi istedi. ‘Ciddi değilsin herhalde’ dedim, ‘Ciddiyim, sen hiç kadın dövmedin mi” dedi. Başak yatakta bizi bekliyor, konuşmalarımızı duymuyordu.
Kamera kurulmuş, her şey tamam. Benim gidip Başak’ı döveceğim sahne bu. Yapamadım, Zeki beni orada bırakıp gitti. Darmadağın oldum, beni öyle bir halde bıraktı ki bir süre banyodan çıkamadım. Sonra gittim, Başak’ın üzerine çöktüm, kızın canını çıkarabilirim. Zeki’ye olan öfkem, beni düşürdüğü durum, bütün gücümü biriktirdim ve Başak’ın üzerindeki duvara öyle yumruklar attım ki bir tanesi Başak’a değse ölebilir. O sinirle elim parçalandı. Set yarım kaldı tabi, hastaneye gittik.”

 

Sinema ve tiyatro için sorulan bir soruya:

Sinema benim oyunculuk tabiatıma daha uygun bir alan. 28 yıl tiyatro yaptım. Tiyatro- özellikle Türkiye’de- sinemanın kitleselliğiyle, bir anda binlerce kopyayla milyonlarca seyirciye ulaşma gücüyle rekabet edemeyecek kadar sofistike bir sanat olarak kaldı. Ben başlayan ve biten işleri seviyorum. Tiyatronun biteviyeliği, her gece kendini tekrar ediyor olma duygusu  bana göre değil. Sinemanın oyuncaklı hali, optik yanılsamalarla seyirciyi bir anda başka bir boyuta sürükleyen büyüsü daha çok ilgimi çekiyor. Oyunculuğun temel prensibi (insan olmak) değişmese de tiyatro fazla “geniş açı tek plan” .

Bodrum’da yaşamını sürdüren oyuncu;

12 yıldır Bodrum’da yaşıyorum. Orada çok alçakgönüllü bir hayatım var. Köyümü çok seviyorum. Zeytin ağaçlarımız, meyve ağaçlarımız var. Yazın Bodrum da çok karışık oluyor tatilciler yüzünden ama o vakitlerde de kaçmanın bir yolunu buluyoruz. Arada para kazanmak için İstanbul’a geliyorum sonra hemen köye, evime dönüyorum.

Taner Birsel ‘i ekşi sözlüğe sorduk;

bu akşam boğaziçi üniversitesi mafm’deki söyleşisinde içtenliği ve ışıldayan gözleriyle kendisine bir kez daha hayran bırakmış oyuncudur. 

saatlerce konuşsa sıkılmadan dinleyebileceğiniz birisi taner birsel.
ses tonu zaten tartışma götürmez. fakat harika diksiyonunu ve konuşurken kelimelerini özenle seçmesini de es geçmemek lazım. bunda çok okuyor oluşunun payı vardır diye tahmin ediyorum.

sıradan bir günde, ülkede böyle güzel insanların olduğunu ve çok değerli işler yaptıklarını – tüm zorluklara rağmen- hatırlamak, insana umut veriyor. çok yaşasın.reenkarnekaplumbağa

izledikçe, dinledikçe, okudukça yeniden sevdiği güzel insan . bir kez dahi karşılaşmadık ama gecelerim onunla, en sıkışık olduğum ruh hali de. canlandırdığı filmlerde bir başka , aşık halini çok sevmiştim mesela yada bizim büyük çaresizliğimizdeki murat abiyi, çetine endere nasihatlerini , orada bankacıydı amerika macerası vardı kıvırcık saçları , gözleri.. gördüğümde taner abi nasılsın diyecek kadar yakın.

edit. gördüm ki istanbul çok çok güzel şeylerle karşılaştırıyorsun beni . evet zihnimdeki taner abinin fazlası var diyebilirim. var ol be abi. bir çay daha? Balıkların gözyaşı suda belli olmaz 

 

-” yoldan çıkmanın” tek riski sığır bokuna basmak olan bir yerde yaşamak isterdim…
lafını duyduktan sonra daha da sevdiğim aktör.
trt2deki ressam

 

-bambaşka havası olan adamlar vardır. yakışıklı değildirler fakat cazibeleri yakışıklılıktan ileri götürür onları. ha işte onlardandır. Şimdi otobüs gelir biner gideriz

 

-oynadığı tüm rollere yakışan, güzel projelerde yer alan başarılı sanatçı. grrdn 

468 ad