Nis 1, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

SUS BARBATUS/Faruk Duman

SUS BARBATUS/Faruk Duman

SUS BARBATUS/Faruk Duman

Sus barbatus lütfen sus, kulağıma gelip fısıldadığın “yaban” hayatı “sefiller” için harcamaya gerek yok. Bedenin yük değil ki bu dünyaya ,bir varlığı başka bir varlığa armağan etmen de gerekmiyor. Sadece var olman yeterli. Yaban ve sefil olsa da ,sana ait olanı korumalısın. Doğanın parçası olmayı ,sindirmeden yaşamak zor.

Çevreden koparılmak acı verir her canlıya. Ne kadar zor ve çetin olsa da ,kenarına iliştiğin her alan senin, her alan özel. Bata çıka buzun ,çamurun içine sürüklesen de kendine ağır varlığını, sebebini bulamamış olsan da yaşamın varsın işte;Bazen bir sebep olarak bazen bir sonuç olarak. Maddi varlığın bir direnişin bayrağı bazen bazen de bir ananın umudu. Bir direnç noktası dayanağı ,direği bir çatının bir hanenin bir yoldaşın. Birlikte el ele geçirilen hayata yabancı olmadan ,sefilleşmeden yaşamak varlık sebebin.

“Hani dedim ya dengesini kaybetmiş bir kuş, dünyanın en hüzünlü nesnesidir. Aynı şekilde, bu dünyanın tüm toplumsal geleneklerinin dışında, bizim adeta fiziksel yollarla, yani doğal biçimde hissettiğimiz kimi normal koşullar vardır. İşte bu koşullara göre, birine tümden kusursuzluk ya da istersen doğruluk diyelim tümden doğruluk biçmemiz olanaksızdır.”

Yürümek gerekiyor işte yoldaşınla ,yanında olanla, sevgi sahibi ile senin sevginin sahibi ile…

“Ozamanlar, birine aşık olduğu zaman dünyanın geri kalan tüm işlevini yitiriyordu, dünyanın tüm çekiciliği solup yok oluyordu da, sonsuz bir sadakat dönemi başlıyordu. Herkes için. Herkes için. Ama bunları düşündüğün ya da bunlarla ilgili rüya gördüğün zaman işte onun yüzündeki hüzün daha bir derinleşiyordu. Yüzümüzde çiziklere yol açan çaresizliklerimizdır.”

Geçtiğimiz yollar ,bizi elele bile olsak bir sürü hale sokar. Bir sürü engeli aşmak gerekir ,düşmek bazen, bazen de kalkmak için bir el aramak…Bulduğumuz da hala umut var demektir. Nefes alıyoruz ve “direniyoruz”dur. Bir zulme direniyoruzdur. Elimizi tutan el için direniyoruzdur. Sus barbatus diren ,sadece elini tutan ele güven. Bırakma onu, o seni bıraksa bile;haklı kim haksız kim ortaya çıkar elbette…

“Orada da haklı biziz yani, adamlar bunu bildikleri zaman. Yani suç işlediklerini anladıkları zaman bir tuhaf oluyorlar. Dünyanın en tuhaf mahluku suç işlediğinin bilincinde olan mahluk. Adam biliyor ki bu yaptığı doğru değil. O zaman başka bir şeye dönüşüyor. O zaman kaybetmiş oluyor işte, öldürse de. Ama tabi bunu suç kabul etmeyenlerde var. Asıl korkunç olanlar onlar onlar.”

Hayatta duruşumuz daima önemli oldu.Bakışımızı değiştiren şey her zaman duruşumuz. Yanında varlığı ile ,bizle olana karşı ,hayata karşı ,zalime karşı…

“Yatay. Bunları hep yatay durumuyla anımsadığı için -bedenin duruşu o kadar önrmlidir ki, bu duruş hem dengeyi sağlar hem de sonraki tüm anımsamalar için kaynak oluşturur- evet, bunları hep yatay olarak anımsadığı için, o dönemde henüz yürüyemediğini çıkarıyor.”

Sus Barbatus ana dilinde yazılan her acının yankısı da yakar. Yitik harflerin boşluğunda kaybolmak yerine ,bir ses uydurup devam etiyoruz hayata ,bir yankını eksikliği içimizde. Bir anlaşma ,bir birlikte olma yolu buluyoruz ve yanımız yöremizle içine savrulduğumuz coğrafyanın kaderinde ortak yaşıyoruz. Bir ihtayacı dile getirmek için açtığımızda ağzımızı, ilk çıkanlar önem kazanıyor.

“ İnsanın en zorunlu icadı değildir. Denebilir ki, insan dili hayatta kalabilmek için icat etmiştir. Uyanınca üşüdüünü acıktığını ve çokta korktuğunu söyleyecek belki ama dilden yoksun. Oysa kavramları biliyor, daha doğrusu ne hissettiğini biliyor, etti buna uygun olsa, dolayısıyla dili taşıyacak bedensel yapısı bulunsa, her şey yoluna girecek. Ama elbette dil için büyük mücadeleler vermek şarttır. Dil her şeydir. “Ana” sözcüğünü düşünüyor sözgelimi. Ana tek harftir. Söylenebilecek en basit sözcük. Ortadaki “n” yi saymıyoruz çünkü o, dilin “a” yı uzatması için zorunlu; bir tür görevli harf. İnsan burada söyleyebileceği basit ve akıllıca sözcüğü bulup söylemiş. Çünkü sadece ondan yardım isteyebiliyor.”

Sesleri, sözleri, boşlukları ölçmenin bir yolu var barbatus; susmak. Ne kadar çok susarsan o kadar uzak her şey; susamadığın kadar yakın. Kim koymuşsa kuralları bir tek susmayı alamamış elinden, işkence bile kar etmemiş. Bir varoluşun zorunlu varlığının verdiği rahatsızlık olmuş her acının kaynağı. Yok etme isteği “sefil”ce “yaban”ıl bir güdü olup çöreklenmiş herkesin içine. Bizden olmayanı susanı sefili yabanı yok et. Bir dönem için de değil tüm dönemlerde yaşanan tüm yabanıl hayatlara Sus Barbatus! Sus ki dönsün devran. Bedenini de koy geride kurt kuş yiyeceğine sermaye olsun yüreği aç kendi açlara….
Yani anlayacağın hep yudum yudum, karlar erirken, çamura bata çıka işkencecisine inat ,askıda sigara içerken Sus Barbatus! Yenilmediğinin kanıtı sözlerden çok sigaranın dumanın içinde bıraktığı hazzı duyarak Sus Barbatus!

Keyifli Okumalar!

Ömer Aydemir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir