SPUTNİK SEVGİLİM Oca12

Tags

Related Posts

Share This

SPUTNİK SEVGİLİM

SPUTNİK SEVGİLİM /Haruki Murakami

“Sen benim bir parçamsın… Ben âşık oldum, şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor. Öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok. Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.”

Haruki Murakami son romanı “Sputnik Sevgilim”in bir yerinde böyle diyor. Kitap Japonya’dan bir Yunan adasına uzanan bir üçlü aşkın hikâyesi. Kahramanlarından biri, K. adlı genç bir öğretmen. (Franz Kafka’nın “Şato”su  ve Orhan Pamuk’un “Kar’ından sonra edebiyatta K. adlı üçüncü karakter.) Durmadan sigara içen ve ikinci el bol paltolar içinde kaybolan kız arkadaşı Sumire ise bir Kerouac romanından fırlamış görünen genç bir yazar. Sumire, şarap üreticisi Miu’ya aşık olunca değişiyor. Salaş kıyafetlerini bir kenara atıyor, şık elbiseler, topuklu ayakkabılar giymeye başlıyor, olmadığı biri gibi görünmeyi denerken yazarlığı bile unutıyor. Ve her fırsatta, mesela sabahın 4’ünde bulduğu bir telefon kulübesinden arayarak K.’ya Miu’ya duyduğu aşkı, tutkuyu anlatıyor. K. da kalbindeki acıyı bastırarak sabırla dinliyor; platonik aşkının Miu’nun uydusu haline gelişini, hayatta onun yörüngesinde dönmekten başka bir işlevi kalmadığını üzüntüyle izliyor. “Büyük patlama” ihtimalini unutmaya, daha doğrusu yörüngesinden çıkan uydulara ne olduğunu aklına getirmemeye çalışıyor.

İki kadın bir Yunan adasına tatile gidince, acısı iyice artıyor ama yapacak bir şey yok! Derken bir gece yarısı Miu’dan telefon geliyor. Sumire sırra kadem basmış. K. da elbette çılgın bir Murakami kahramanı olarak her şeyi bir kenara bırakıp Sumire’sini aramaya, bulmaya koşuyor… Sonrası kötülüğün kol gezdiği cennetsi bir mekanda geçen bir John Fowles romanı sanki. (“Büyücü”yü hatırlayalım. Ama tabii az sulandırılmış Murakami üslubuyla… Bir parça da Michelangelo Antonioni’nin müthiş filmi “L’Avventura”yı. Eh, Murakami söz konusuysa, benzetmelerin sonu gelmez, David Lynch’in “Mulholland Drive”ı da bir yerlerden bize göz kırpıyor sanki.) Özetle Murami sevenler bu kitabı da sevecektir, diğerleri için bir şey diyemem.

Kaynak:Gülenay Börekçi/egoistokur.com

468 ad