Şub 10, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

SOL AYAĞIM

SOL AYAĞIM

SOL AYAĞIM /Christy Brown

Büyük Britanya’da İrlandalı olmak başlı başına bir “lanet”ken, bunu bir de “beyin felci”yle birlikte yaşamak zorunda kalan Christy Brown, 1932’de yoksul bir duvarcı ustasıyla bir ev kadınının oğlu olarak doğduğunda “zihinsel özürlü” bir çocukları olduğunu düşünerek üzülen geniş ailesi, yıllar geçtikçe onun “dâhi” özellikleri taşıdığını görür ve yeteneklerini sergilemesini takip eder büyük bir gururla. Ama bu süreç, Brown için tam bir “mücadele” demektir ve onu zaman zaman ‘umutsuz’ kılacak dönemleri de getirir beraberinde.


Christy Brown’ın 1954’te yayımlanan biyografisi “Sol Ayağım”, henüz 22 yaşındayken anılarını yayımlatma başarısını gösteren yazarın (aynı zamanda ressam) serüvenini ilk elden önümüze koyan bir çalışma. Doğumundan başlayarak hayatının kırılma noktalarını sayfalara taşıyan Brown, bu kitapla beyin felcinin onun ruhunda yarattığı “korku”yu aktarır bizlere. Özellikle annesinin hiç bitmeyen “umut”undan beslenen genç adam, sol ayağı dışında hiçbir uzvunu kullanamıyor oluşunu bir avantaja dönüştürmeyi bilir zamanla. Annesi, babası ve kardeşleriyle olan ilişkileri, resme başlaması, aşkı tatması, çevresini tanımaya başlaması, çoğu zaman içine kapanması, uzun tedavi sürecine gösterdiği tepkiler, anılarını yazma kararını alması, vb. hayatın ayrıntılarını hatıratına yansıtan Christy Brown, tüm bunların ötesinde yok olmaya programlı bir hayata tutunmanın dersini verir bu kitapta. Onun çok da kolay olmayan, birçok kez yıkılıp baştan kurulan serüveni, ‘azim’ kavramının tam karşılığı gibi duran bir mücadeleyi işaret eder.
Kitabın ayrıntıları arasında en çok dikkat çekense yazarın annesiyle olan ilişkisidir. Oğlunun bir ‘geri zekâlı’ olmadığına ilk günden itibaren inanan anne, onu hayata tutunma konusunda motive etmek için elinden geleni yapar, bunda da büyük oranda başarılı olur. Herkesin, Christy’nin bile umudunu kestiği dönemlerde devreye girer ve oğlunu olabildiğince ‘normal’ hissettirmek için efor harcar.
Christy Brown?ın resimle ilişkisi küçük yaşlarda başlar, sol ayağıyla harikalar yaratır. Yazarlık serüveninde onu destekleyense bir doktordur. Charles Dickens okuyarak yazma isteği duyan Brown, Dickens etkisiyle ağdalı bir dil kullanır başlarda. Onu bu alanda yönlendiren doktor Robert Collis, anlatımının sadeleşmesinde önemli bir rol oynar, genç adamı eleştirerek doğruyu bulmasına yardım eder.
Dağınık anıların bir araya gelmesiyle vücut bulan “Sol Ayağım’ı sıradan bir biyografinin ötesine taşıyansa Christy Brown’ın sol ayağıyla yaşadığı ilişkidir. Ona bir tür kimlik kazandırır yazar, sol ayağıyla bedeninin diğer bölümleri arasındaki kopukluğu öne çıkarır. Onun için ‘her şey’ demek olan bu uzvuyla beyni arasında kurduğu bağlantıysa Christy’nin yaşam mücadelesinin tetikleyici unsuru haline gelir. Beyin felcinin ona dayattıklarını törpülemenin yolunu bulur böylece, hayatını katlanılabilir kılar sol ayağı.
Bu kitap, “yaratıcı” olabilmenin koşullarını ortaya koymak için gereken azmin işaretleriyle doludur. Düş kırıklıkları da dahil olmak üzere her şey, Christy Brown’ın dünyasında “fark” yaratma vesilesine dönüşür, kaybedeceği hiçbir şey olmayan bir insanın kazanabileceklerini gösterir bizlere. Klişe tabiriyle “derslik” bir hayat kesitini yamacımıza taşır “Sol Ayağım”, konforlu yaşamlarımızdaki ”şımarıklıkları” da hatırlatarak…

Kaynak:Murat Özer –20/05/2011 tarihli Radikal Kitap Eki

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir