Şub 9, 2019

Posted by in Sinema | 0 Comments

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ/Onur Ünlü (2013)

2013 yılında Onur Ünlü tarafından kaleme alınan ve çekilen film;arayıp da bulamayacağınız,bulsanız bir filme paket yaptırıp götüremeyeceğiniz Ali Atay,Demet Evgar,Damla Sönmez,Ercan Kesal,Ezgi Mola,A.Mümtaz Taylan,Serkan Keskin ve Nadir Karabacak gibi usta oyuncu kadrosu ile İstanbul Film Festivali Altın Lale Ödülü’ne layık görülmüş bir film…

Siyah-Beyaz çekilmiş olmasına rağmen,film o kadar renkli metaforlarla doldurulmuş ki,finalde kırmızı renkli yazı çıkmasa anlamıyorsunuz bile durumu.

Metafor ve doğaüstülüklere gelince;Duvarların arkasını görebilen ve geçebilen Cemal,eşyaları hareket ettirebilen Yasemin,Ölümsüz patron(kapitalizm),görünmeyen öğretmen(olmayan eğitim),hayatı ve zamanı donduran kız(sanat),silahsız ateş edebilen adam(düzen+/-sizlik) ve bir dev…

Sağ gözü kanayan doktorun senaryoya katılımı izleyiciye ,bayağılaşan,sıradanlaşan replikleri içinde yine insanın içinden geldiği gibi güdüsel,şaşırtmayan bir tavırla ”Biraz Doğru,biraz etik,ama fazlasıyla gerçek ve tanıdık”olarak sunulmuş.

Senaryo, sizoid bir zihne sokulan gizli bir kamera netliğinde,bazen dahiane,yer yer doğaüstü,az buçuk kanlı manlı,az biraz da çocuksu bir noir komedi olarak kaleme alınmış.

”Gülmem var benim” ,kusmuklar içinde evlilik teklifi unutulmaz kareler olarak yine ele alınabilir.

Cemal’in bir türlü Ölemeyen insanoğlun en ortalıkta olup,karanlığın fazla kasvetli geldiği,gölgeli yanı patronla olan diyalog ve fonda Cemal’in acziyet bu kişiye bakışı:

”bu hayatta herkesin bir derdi var cemal. benimki de bu. ölemiyorum. iyi bir şey sanıyorsun bunu di mi? herkesler öyle sanıyor. ama gel bir de bana sor. en berbat tarafı ne biliyor musun? hiç kimseden hiçbir şeyden korkum kalmıyor. ar damarı çatlıyor adamın. doğru ne, yanlış ne, her şey karışıyor kafanda. bu amına koduklarımın yüz sene önce neye inandıklarını bilsen çok gülersin. ben biliyorum mesela. yüz sene sonra neye inanacaklar onu da biliyor olacağım. yaaa. her şeyleri biliyorum ben cemal. ha, her şeyleri bilmekle hiçbir şeyi bilmemek aynı şey. odun gibi oluyorsun işte. onun için çok fazla kurcalamayacaksın meseleleri. eninde sonunda ölecek olan birisinin bu dünyanın derdini çözmesine imkan yok. sen neye kızdın bu kadar? deyiver bakayım bana.”

Yasemin’in Cemal’den yediği dayak sonrası;Kabahat,naiflik,güzellik dolu bir özüre sığan W.shakespeare dizeleri:

“Yarayla alay eder yaralanmamış olan.

Bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden.

Sen çok daha parlaksın çünkü.

Sen tüm göklerdeki yıldızların ilki, sen aydınlatırsın geceyi.” 

Final;Biraz tiksinç,biraz şükür dolu,biraz  bir ortamı arkamızda bırakırken ”iyi ki de” demeden, kalan son ışığın fotoğrafını en güzel ‘‘ biraz çocuksu, biraz cahil, çok az kibirli, kafası karışık ama en önemlisi korkak cemal’in bütün duvarlarını yıktığında o uçağın ve dahi tüm dünyanın gözlerinin önünde sonsuza dek asılı duracağını görmesi. işte filmin de bütün bi yaşamımızın da özetidir cemal’in ellerinde duran o kopuk eller.” jamalthefare/ekkşisözlük çekmiş desek,yeridir.

İyi Seyirler

Murat AKBABA

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir