May 5, 2020

Posted by in Kitap | 0 Comments

ŞANTİYE YAZILARI

ŞANTİYE YAZILARI

ŞANTİYE YAZILARI/ Derviş Aydın Akkoç 

Özne ve nesne arasında ki ilişki daima ve her zaman karmaşıktır. Bir çok sorunun yanında, daha tam olarak varoluş denen bu olgunun tanımını yapamadık. Ciltlerce yazılmış kitaplar sadece çerçeve çizebilmiş eni kökü. Bir kısmı da,ne olmadığını anlatıp bir çözüm aramış bu varlık meselesine. Aslında kartezyen bir bakış açısı yetmiyor çoğu zaman,çünkü değişen kriterler her daim başka bir açmaza sürüklüyor bizi. Ama bir ilişki kesin var ne olduğu belli olmayan.Özne ve nesne arasında ve bu ilişkinin mahiyeti de elbette alengirli. Şu meşhur görelilik burada da iş başında karşımıza çıkıyor. Baktığın açıya, ideolojiye, saplantına, eylimine göre değişiyor görüntü. Sorunu çözmek pek mümkün olmasa da,sorun olarak görmek şart mı onu da kestirmek zor.
Yazar,yazılarını topladığı bu kitapta bu çetrefilli yolda ilerliyor. Bu ilişki üzerine inşa etmiş çoğu yazısını ama,içsel dünya kavramlarına da değinmiş. Hüzün, melankoli, suskunluk gibi nesneyle ilişki olmayıp öznenin kendiyle ilgili ya da başka öznelerle ilgili yazmış.

“Özne, geçmiş ve gelecek arasında ki bölgede sıkışmış afallamış gibidir. Kaçırılan yahut unutulan şimdiki zamana yetişmek için kişinin kendi tamam tarihini yeniden kurması, değerlendirmesi gerekir. Bu süreçten sağ salim çıkabilmek, yenilenmiş olarak yola devam edebilmek için insanın kendi varoluşunu düşünmenin nesnesi kılması zorunludur: Kendine karşı amansızca dürüst bir bakış kuşanarak bir bilanço çıkarmak, icabında insafsızca kendine yüklenmek pahasına…”

Kendimize ne kadar dürüst olabiliriz ya da ne kadar acımasız bir sorgulama içinde olabiliriz? Bu sorunun cevabı elbette yine göreceli,ama yazar bunu bize destekli bir sürü görüş eşliğinde sunuyor. Yani edebiyat ve felsefe dünyasının ağır toplarının görüşlerini, düşünce ve yazılarını arkasına alarak yazmış yazılarını. Kendi görüşlerini sunma şeklini sevdim bu arada.
Birçok yazıdan oluşan bu derleme,elbette siyasi ve sosyolojik görüşleri,akımları ve kapitalist düzeni de içeriyor. Çünkü yazar:

…özne dış dünyadan tamamen yalıtılmış bir anlama ve hakikate sahip olamaz: İlişkilerin ve etkilerin bir bileşkesidir ”diyor.

Ama tespitleri içinde,belki de dile getirdiği insan doğasına yönelik beğendiğim tespitleri oldu. Bunları elbette ipucu vermemek adına yazmayacağım.Bir sürü zülfü yare dokunuyor. Beğenseniz de ,beğenmeseniz de ,katılmasanız da katılmasanız da ispata uğraşmış yazar. Öfkesini de,melankolik yanını da ortaya koymaktan çekinmemiş.

“Doyum imkansızdır. Doyum addedilen her durum bir sonraki daha şiddetli bir açlığın habercisidir. Zevkin de bir sonu vardır. Zevkin sonuyla zevksizliğin başlangıcı arasında garip bir tahammülsüzlük filizlenir.”

Yazar 21. yy insanın yaşadığı tüm ikilem ve çelişkilerinden çok,kendi önemli bulduklarını yazmış. Alıntıladığı pek çok şiir ve yazı olması da yazılarını çok keyifli hale getirmiş.
Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir