Ara 18, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

RUHLAR EVİ

RUHLAR EVİ

RUHLAR EVİ/Isabelle Allende

“Barrabas bize denizden geldi…”
Böyle başlıyor roman; bir uzun aile öyküsü,bir coğrafyanın,bir ülkenin kaderini yaşayan kocaman bir ailenin öyküsü.

“Öylesine çarçabuk gelip geçer ki zaman; olayların arasındaki ilişkiyi görmeye fırsat bulamayız; yaptığımız şeylerin sonucunu hesaplayamayız ve “geçmiş, bugün, gelecek” masalına inanırız; oysa belki aslında her şey eşzamanlıdır, bütün çağların ruhları boşlukta birbirine karışır…”

Çizgisel bir zaman örgüsü içinde, olayları aktarmak daha kolay olduğu için seçeriz bu yolu. Oysa zaman ve şu “an” birçok derinlik içerir ve aynı anda bir çok olay olur. Bu olaylar birbirine bir çok bağla ilişkilidir. Yaptığımız her eylem, bir olaylar zincirini başlatır ve bu olaylar zinciri sizi olduğunuz yere getirir.

“Öyle ki bilmek istemeyenlerin, normal bir yaşantı yanılsamasını sürdürmeye gücü yetenlerin, bir acılar denizinde pusulayı şaşırmış bir salda olduklarını yadsıyabilenlerin, tüm kanıtlara karşın kendi mutlu dünyalarının birkaç sokak ötesinde başkaları bulunduğunu, bu başkalarının da hayatın karanlık yüzünde yaşayıp öldüğünü bilmezlikten gelebilenlerin dingin yaşamına koşut olarak böyle bir dehşetin varlığını sürdürdüğünü dünya öğrenmeli.”

 

Yaşam,ya da yaşamımız biz doğduğumuzda başlıyor ama bu bizim ki elbette; öncesi de var çünkü bir ailenin ortasına düşüyoruz ister istemez. Geçmişin bir parçası da yapışıyor var oluşumuzun bir yerlerine. Onu da taşıyoruz doğarken, onunla büyüyoruz ve onunla yargılanıyoruz toplum içinde. Aile bu noktada daima kişinin toplumsal yaşamı için önemli bir unsur. Aile ise elbette kendi içinde bir sürü ilişki ve bir sürü dinamik içeriyor. Hayran olduklarımızı, nefret ettiklerimizi, örnek aldıklarımızı içeriyor … Tabii yaşadığımız coğrafyanın dinamikleri de bizim bu ilişkiler yumağımızı etkiliyor.
Roman bu bağlamda, Amerika’nın mistik toprakları,Güney Amerika da geçiyor. Doğa üstü olayların günlük hayattaki yerinin fazlaca olduğu  ateşli insanların yer aldığı topraklarda ve duygusal insanların etrafında seyrediyor. Kader denilen olgunun,bir sarmal zincirini okuyorsunuz romanda. Yazar günlük bir ağızda yazarken, tarihsel akıştan çok olaylar bağlamında bir çizgi belirlemiş. Geri dönüşlerin çokça yaşandığı bir kurgu ile aktarmış olayları.

Yaşadığı coğrafyanın çalkantılı,işkenceli mistik her yanını bu kocaman ailenin öyküsüne katık etmiş elbette. Yaşam tarzı tabakalaşma ve katmanlar arası ilişkinin açmazlarını,yansıtmış her bir ferdin gözlerinde ve anılarında.Satır aralarında bir ülkenin ağlayan,haykıran kaderini izlerken üzüntü öfke ve sevinci bir arada yaşıyorsunuz . Karakter seçimi,kullandığı dil,kendini ,ülkesini ve tarihi olayları yansıtırken zorlanmıyor ve sizi de zorlamıyor okurken. Kayıp gidiyor,akıyor kitap ruhunuza ve düşünsel dünyanıza.
Keyifli okumalar!

ÖmerAYDEMİR 

  • avatar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir