May 12, 2020

Posted by in Sinema | 0 Comments

PAPUSZA

PAPUSZA

PAPUSZA/Joanna Kos-Krauze-Krzysztof Krauze,2013

Şiir…

İnsan,özellikle doğu toplumlarında;Aşklarını süslemek,matemlerine birkaç damla su serpebilmek,doğduğu topraklara ulaştırmak,hasretlerinin korunu canlı tutmak gibi sebeplerle cümleler kurmuştur.Bazının,tıpkı fiziksel özellikleri gibi nefesi de erken kesilmesi,sık sık soluklanmak zorunda kalması gibi, cümleleri de kesik kesik olarak çıkabilmiştir.Bu mu?

Varlığımızı anlamlandırabilmenin en güzel,en estetik,en ölümsüz,en ucuz yolu olan sanata ulaşabilmenin ,en çok gözümüzün kestiği,en kestirme yolu mudur yoksa şiir? Kelime biriktirip,tıpkı usulüne göre bir yoğurt kurup,olmuş mu diye belemek de olamaz mı? Çok da gerçek,yaşanmış olması gerekmez belki de yazılanlar,algısal olduğu malum hayatı,gözlerini kapatıp hayal etmek yeterli de olabilir belki de.”Keder şart mıdır?” iki kadeh veya melankolik bir karakter yeter de artar, deniledebilir.

Hepimizin çok şey söyeleyebileceği bu konu hakkında benim için en önemli unsur ,”ahenk” kavramı…Şeklen olması gerekmeyen bu uyum kavramı,alt alta dizilenleri,gerçek bir şiir haline getirir.Hayata karışmayan,bir türlü erimeyen,çözülmeyen alt alta yazılan cümleler bütünü,bir türlü gerçek  şiir olamıyor,akılda kalamıyor,nesilden nesile aktarılamıyor.

Şair,hayata en iyi karışabilen,kendini tadını en iyi gizleyen;anlattığı her ne ise,okuyucuya sadece kendi memleketini,kendi aşkını,kendi devrimini,kendi derdini,kendi yasını pürüzsüz hissettirebilendir.Usta bir hipnoterapist gibi alıp götüren,çekip çeviren,vurup seren,allayıp pullayan,temizleyip kaldıran,yani neresini,neyi,hangi zamanına,anına,anısına gitmesini isterse cümleleriğle oraya götürebilen kişidir şair…

Papusza,1908-1987 arasında yaşamış Polonya’lı kadın çingene şair olan Bronislawa Wajs’ın,bahsini etmeye çalıştığımız, şairin diğerlerinden farkını kendi göçebe,fakir topluluğundan sıyrılıp nasıl dünyaya ışıdığının ,şiirsel,siyah-beyaz,biraz fotoğrafik bir film.Yokluk, fakirlik,yorgunluk,çaresizlik içinde oradan oraya gezen,zengin arp ın metaforik yüzü,duygulu Papuzsa’ya atfedilebilir.Papusza’yı canlandıran Jowita Budnik’in karaktere fazlaca yakışması;tavuk çalarak okuma yazma öğrenme çabası; dünyanın ne kadar kötü dönemlerden geçtiğini göstermesi filmden en çok akılda kalanlar.Şairin daha çok hayatına odaklanan filmde ,bu hayatı yaşayan birinin şiirleri nasıl olur merakı izleyiciye fazlasıyla geçiyor.

Yayınlanan ilk şiirinden için eline tutuşturulan paraya “Şiirler neden benim oluyorlar?kendilerine göre aklıma gelip gidiyorlar”

“Bana şair deme!ya kibirden ,ya da hüzünden ölürüm…”

“Sen dilini tutmadığın için şimdi kellemiz gidecek”

Murat AKBABA

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir