OYUN DÜRTÜSÜ

OYUN DÜRTÜSÜ/Juli Zeh

“Temeli istatistik bilimine dayanan Oyun Kuramı’nın tarihi, 1944 yılında çıkan John von Neumann ve Oskar Morgenstern tarafından yazılmış olan Theory of Games and Economic Behavior (Oyunların ve Ekonomik Davranışın Kuramı) adlı kitapla başlamıştır. Daha sonraki yıllarda ise diğer bilim adamlarının katkılarıyla mühendislik, sosyal bilimler, politik bilimler, bilgisayar bilimleri,biyoloji ve felsefe gibi bilim dallarına dahil edilmiştir.


Oyun kuramının geleneksel uygulamaları oyunlarda bireylerin davranışlarını değiştirmek istemediği bir denge bulmaya çalışır. Bu fikri gerçekleştirmek üzere birçok denge kavramı geliştirilmiştir. Bunlardan en ünlüsü nobel ödüllü ABD’li matematikçi John Forbes Nash tarafından geliştirilen “Nash Dengesi”dir. John Nash’in hayatı A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) filminin de konusu olmuştur ve popüler kültürde de ilgi çekmiştir. Filmde John Nash Adam Smith tarafından söylenmiş olan “en iyi sonucu almak için gruptaki herkesin, kendisi için en iyi olanı yapması gerekir” sözünün aslında eksik olduğunu söyler. John Nash’e göre en iyi sonucu almak için gruptaki herkes hem kendisi hem de gruptaki diğerleri için en iyiyi yapmalıdır. Bu duruma göre eğer doğru strateji belirlersek gruptaki başarı oranı yükselecektir.”

Postmodern görüş bir çok felsefi arkeolojik çalışmanın vardığı bir nokta; yani şu an yaşadığımız yüzyıl içinde tüm alanlara tesir etmiş bir akım. Bu akım pek çok yönden klasik akımların dışında yer alıyor; bir şartla tüm bu klasik akımlardan ilham alıyor. Postmodern görüşe göre şekil alıyor popüler kültür ve insan yapıları. Filmler bile böyle artık klasik kötü ve iyi kavramı yerini daha gri kahramanlara bıraktı. Daha gerçekçi bir yaklaşım olarak görüyorum doğrusu insan doğasını ve insan davranışlarını anlamaya hiç bu kadar yaklaşmamıştık diye düşünüyorum. Kitap ise bu gri zeminde yazılmış. Tüm sınırların belirsiz olduğu bir gerçekliği yazmış. Oyun dürtüsü adı özellikle seçilmiş oyun teorisine bir gönderme olarak:
“Yani nihilistlerin torunlarının çocukları, adına dünya görüşü dediğimiz, ibadet malzemesi satan tozlu dükkanlardan çoktan çekip gitmişlerse? Ya av hayvanlarının patikaları üzerinden ormana, ulaşmak şöyle dursun, onları görmemizin bile mümkün olmadığı bir yere geri dönmek üzere kıymet ve önemin, faydalı ve gereklinin, gerçek ve doğrunun yarısı çoktan boşaltılmış ambarlarını terk etmişlerse? Ya inci, anayasa ve ceza hukuku onlar için asla bir sağlam oyun onun kulağa kitapçığından daha geçerli olmamışsa? Ya onlar Siyaseti, aşkı ve ekonomiyi rekabet olarak kavramışlarsa? Ya “iyi” onlar için asgari zarar riski taşıyan azami randıman, “kötü” ise sadece kabul edilebilir uygunlukta bir sonuçsa? Ya yaptıklarının sebeplerini anlamamızın nedeni hiçbir sebebin olmaması ise?
O zaman, yargılama, mahkum etme hakkımız olur muydu? Her şeyden önce, kimi? Oyunun mağlubunu mu- yoksa galibini mi? Hakim hakeme dönüşmek zorunda kalırdı. Öğrendiklerini uygulamaya çalıştığı ve hukuku adalete tercüme etmeye çalıştığı her denemede son kalan büyük günahı işlemiş olurdu: İkiyüzlülük.”
Kitap bir sürü karakterden oluşsa da baş kahramanı olan bir kitap. Bu kahraman bir ergen kız ve sorunlu bir geçmişi ve bunun şekillendirdiği bir şimdi an yaşam biçimi be gelecek projeksiyonu olan bir genç kız. Bu doğrultuda kitap ilerliyor ve size sıradan günlük hayatın tüm kıvrımlarını anlatıyor. Anlam arayışımızı, var olma arzumuzu, duygu ve hislerimizi anlatmış yazar; bir ergen dünyası içinde. Pek çok sosyolojik ve psikolojik görüş insanların pek çoğunun ergenlik döneminden asla çıkamadığını söylüyor, ve tamamlanmamış benlikler olarak dünyadan göçüp gidiyorlar.
“Hayatın anlamı, anlamsız olan her şeyi çıkardığında geriye kalandır.”
Kitabın en güzel yanlarından biri olumsuzlama ile istediği noktaya varıyor olması. Anlatım dilini sevdim uzun cümleler yanında kısa günlük konuşmaları da içeriyor. Karakter seçimi iyi ve anlatılan süreci merakla takip ediyorsunuz. Kızıyorsunuz, mutlu oluyor ve bazen hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Bunu başarmış yazar. Keyifli ve uzun bir yolculuk. Bir çok cümleyi tekrar edip sindirmenizi öneririm.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

iPhone’umdan gönderildi