ÖTEKİ DÜNYA

ÖTEKİ DÜNYA/J.G. Ballard 

Babası bir münferit saldırıda ölen bir reklamcının gerçeküstü öyküsünü anlatıyor yazar. Bu yeni çağın romanı…

Reklam ve popülist yaklaşımlarla yönetilen bizim yüzyılın romanı. ..Her şeyin değişken olduğu bir zeminde gerçek ne bilmiyoruz. Doğru ve yanlış kavramına hiç girmiyorum bile. İnanmak kandırılmayı getirir; bilmekse kabul edişi. Bilerek inanmak ise çıkar demektir. Bizim yüzyılımız artık o yüce düşündüğümüz tüm değerlerden sıyırdı kendini. Artık vahşi bir var oluş söz konusu. Bütün bunların yanında haz ilkesi en ön planda. Sanırım hiç bir yüzyıl bu kadar hedonist olmamıştı. İlerde ne olur bilemem. Tüketim bize ve tüm değer yargılarına yön veren tek itici güç pozisyonunda:

Tüketicilik, bir araya gelmenin kutlaması. Paylaşılan düşler ve değerler, paylaşılan umutlar ve zevkler. Tüketicilik iyimserdir ve geleceğe dönüktür doğal olarak, çoğunluğun iradesini kabul etmemizi ister. Tüketicilik, kitle siyasetinin yeni bir biçimidir. Çok tiyatraldir ama biz ondan hoşlanırız. Heyecanlar yönlendiriyor onu, ama vaatleri hep ulaşılabilir şeylerdir, boş retoriklerden ibaret değildir. Yeni bir araba, yeni bir elektrikli cihaz, yeni bir cd çalar… “

Öteki bir dünya var hepimizin etrafında. Bu dünyanın içinde pek çok şey olabilir ama en çok haz var. Vahşi doğamızın bir yansıması olan haz. Aitlik önemli bir kavram. Bir yazar şöyle demişti: “vahşi atalarımızdan biri bulduğu güzel meyvelerle dolu yeri kendine sakladığında başladı sahiplenme duygusu”. O zamandan bu zamana çok şey değişmedi aslında. Pek çok ahlaki ve dinsel öge bu duygumuzu törpülemeye veya ortadan kaldırmaya uğraştı ise de çok başarılı olmuş gibi görünmüyor. Dünyanın bir yerinde açlık bir yerinde obezite sorun. Bu bile yeterli anlatmaya bencilliği.

Ve hiç hediye verilmeyen çocuklara neler olduğunu biliyoruz. Bugün hepimiz çocuğuz. İster beğen ister beğenme, modern bir toplumu sadece tüketicilik bir arada tutabilir. Doğru heyecanların düğmesine basıyor…”

Kitap bu minvalde aktarıyor tüm yaşananları ,bir distopya kurgusunda. Basit anlaşılır bir dili var ve karakterleri iyi seçilmiş durumda. Kitap sayfaları arasında gezinirken kendinizden, reklama olan ihtiyaçtan, ihtiyaç kavramından pek çok küçük ama derin noktaları yakalıyorsunuz.
Kendinize ve yaşadığınız topluma yabancı kalmamak için okunmalı bu roman. Benim için de öyle oldu anlamsızlık ve amaçsızlık hislerini yeniden yaşadım ve keşfettim bu romanla.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

468 ad