Ara 14, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

MAHŞERİN DÖRT ATLISI

MAHŞERİN DÖRT ATLISI

MAHŞERİN DÖRT ATLISI/Vicente Blasco İbanez

Mahşerin Dört Atlısı, Hristiyanlıkta Kıyamet alameti olarak ortaya çıkacağına inanılan dört atlı. Yeni Ahit’teki -Vahiy Kitabı olarak da bilinen- Apokalips bölümüne göre, Kıyamet felaketlerini getirecek olan yedi mührün açılması ile birlikte ortaya çıkacaklardır.Bazı akademisyenlere göre beyaz at ve binicisi İsa’yı, kızıl at ve binicisi kan ve savaşı, siyah at ve binicisi kıtlığı, soluk renkli at ve binicisi ise salgın hastalıkları ve ölümü sembolize eder.

Mahşer bir çok inanç sisteminde bir son ve başlangıçtır. Bir sondur dünyadaki tüm insanlar ölecek ve bir başlangıç sonsuz yaşamın ilk günü belki de… Savaş pek çok açıdan bir mahşer günüdür elbette… bir sürü son, bir sürü başlangıcın orta yeri… Yanan bir insanlık ateşi. Çünkü savaş insana özgüdür. Bir dayatmadır ,bir başlangıç ve bir sondur. O başlayınca hiçbir şey eskisi gibi olmaz, olamaz. Hazırlık süreci ile birlikte vardır savaş. Bir çok öncül işareti vardır savaşın,tabi görebilene…
Mahşerin dört atlısı ise yine bir olaylar zincirinin ilk halkasıdır. Mühlerin açıldığının işareti ,daha kötü günlere gebe günlerin işareti. İnsanlık bu atlılar altında ezilir ve yok olur. Onların rüzgarı kavurur ortalığı bir yok oluş başlar. Bir çok belirti olur savaş öncesi. Öfke yükselir, huzursuzluk başlar, yalanlar dolanır etrafta, aitlik duyguları beslenir, tüm kutsal ikonlar tozlu raflardan tekrar çıkarılıp parlatılır, naralar atılır, galeyana gelinir, konu komşu suçlanır, tarih çarptırılır ve daima haklı çıkılır. Her iki tarafında savaş için haklı sebepleri illaki vardır. Biri hakkımı çaldı der öbürü bana saldırdırdı der. Birinin tarihsel bir alacağı vardır öbürü yeni ispatlamıştır rüştünü. Velhasıl sebep ya vardır, ya da yaratılır itina ile yeter ki kafaya konulsun savaş fikri.

Yaşanan tüm gerçekler gösterdi ki insanın insana yaptığı bu zülüm ve işkenceyi hiç bir güç yapamadı. Doğal afetler bile sınırlı bir yerde yıkım yarattı. O yüzden inanç sistemlerinin ortaya koyduğu kıyamet senaryolarının öyle bir dış güçle meydana gelmesi gerekmiyor. Biz yeteriz kendimize.

Yazar yaşadığı dönemi aktarırken,en çok romantik akımdan etkilenmiş ve bu minvalde bir sürü bölüm yazmış. Bir savaşın kaderini ,bir ailenin kaderi içinde eritmiş. O dönemin kültürel yaklaşımlarını, yaşam tarzını, aşk dünyasını anlatmış. Elbette ahlaksal kuralları ve bu kuralların nasıl hiçe sayıldığını gözler önüne sermiş. Herkesin kendini haklı ilan ettiğ savaşın kendi kurallarını oluşturduğu bir dönemi,bir sürü karakter eşliğinde oluyorsunuz kitapta. . Kolay anlaşılır bir dilde.


Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir