MAĞARA

MAĞARA/Jose Saramago

“Platon’un mağarası çok yakında açılıyor. Dünyada eşi benzeri olmayan bu olayda yerinizi şimdiden ayırtın.”

Bir çok slogan var etrafımızda. Mağaza önünde, parti mitinginde, okul içinde, çalıştığımız her yerde. Artık sloganlar bir çok ihtiyacımızı gideriyor. Bu tüketim çağında kendimiz seçtiğimizi sanıyoruz. Oysa eğilimlerimiz bile kontrol altında. Özellikle iletişim araçlarının dönemde popüler olanı, modayı belirleyen hep bir kaynak var. Ve bu kaynak elbette üretim yapanlar ve sermaye sahipleri. Kitaptan başka bir slogan bunu özetliyor aslında:

“Size ihtiyacınız olan her şeyi satabiliriz, ama sattığımız şeylere ihtiyaç duymanızı tercih ederiz.”

Yazarın o muhteşem dili, noktasız virgülsüz ve paragrafsız akışı içinde bir çağın çılgın geçişini izliyorsunuz. Elbette son dönem jose kadar sert değil dili daha yumuşak ve daha anlayışlı. Adı sanı olmayan bir kırsal ile şehrin durumuna ışık tutmuş yazar. Şehirin ve özellikle merkez diye adlandırılan, çılgın alışveriş isteğinin tüm her şeyi yutmasını görüyorsunuz kitapta. Her şey ama her şeyin alınır satılır bir meta’ya dönüşünü izlerken kendi isteklerinizi ve alışveriş akışkanlıklarınızı sorguluyorsunuz. Kırsalda süren insan ilişkileri ve hatta insan hayvan ilişkilerinin terk edilip merkeze alışmanın ne olabileceğini; çağa ayak uydurmanın “alışmak” olduğunu anlatıyor. Bu alışkanlık içindeki kaymayı anlatıyor elbette:

“Alışacağız, deriz veya derler, sahici bir kabullenme ifade eder bu kısacık söz, çünkü teslimiyetimizi daha onurlu biçimde ifade etmenin bir yolu yoktur, varsa da henüz keşfedilmemiştir, üstelik kimse bize ne pahasına alışacağımızı sormaz.”

Karakter seçimi ve anlatım dili gayet iyi olan yazarın bile bir konuda şikayeti var. Bu şikayet kelimenin kendisine dilin yapısı ile ilgili: “İnsanların sözcük dağarcıkları, yaşadıkları ve hissettikleri her şeyi ifade edebilmek için hala çok yetersizdir ve olasılıkla bir süre daha böyle kalacaktır.” Kahramanlarının çelişkilerini açmazlarını yazarken zorlanmıyor yazar. Var oluşun ince kıvrımları ise en çok dikkat ettiği konu. İlişkiler içinde kullandığımız beden dili de bize ait ,bize özel ve bu da önemli elbette. Beden dili ve konuşma vurgusunu da ihmal etmediğiniz bir yaşam diliyorum .

Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

468 ad