MADAM ARTHUR BEY VE HAYATINDAKİ HER ŞEY

MADAM ARTHUR BEY VE HAYATINDAKİ HER ŞEY /Mine Söğüt

“Her zaman şimdiki zaman.
Yazıyor… Yazdıklarının kokusunu duyuyor… Cümleleri is kokuyor… Biraz kirli sanki…Çöpe atılmış şeylerin birbirine karışmış asitli kokusu gibi,vazgeçilmiş şeylerin,başkalarının şeylerinin. Kokusu. ..İçine çekiyor, genzi yanıyor,gözleri yaşarıyor.Kokuyla birlikte dünyanın tüm endişeleri genzinden içeri akıyor. Yorgun…Yeni bir romana başlamakla, her şeyden vazgeçip gitmek arasında bocalıyor. Yaşamakla ölmek arasında bocalıyor.”

Sınırları belirsiz bir gerçekliğin içinde düşsel bir yaklaşım. Karakterlerini hem kalın hem ince bağlarla bağlamış yazar. Geçmişin günahları sevapları şu an ve şimdiyi şekillendiriyor. Gelecek projeksiyonu olmayan bir şimdi yaşadığımız. Tüm olaylar geçmişin şimdisinde oluyor. Kitap boyu geleceği hiç merak etmiyorsun. Geçmişi çözülünce geleceğin ne olacağı belli zaten. Zaman sarmalı bir kez daha kendini yenileyecek. Karanlık bir atmosfer içinde anın şahidi fotoğraflar. Savaşın suçu, savaş suçlusu, darbe suçu, darbe suçlusu iç içe. Faili belli ,faili meçhul cinayetler. Dönemin gerçekleri, yasakların getirdikleri içinde kendini hayallerini düşlerini yaşamaya çalışan bir sürü iç içe geçmiş hayat. Üçüncü türe yaklaşamayan, içselleştirmeyen bir toplum kesiti. Göç sebebi,göç sonuçları kıskacında kendini ifade etmeyi isteyen kadınadamlar. Düşsel bir gerçeklik, hayallerin gücünün farkında bir kadınadam.


Tüm karakterleri hissediyorsunuz okurken romanı. Sizi alıp duvara çarpıyor sonra elinden tutup kaldırıyor. Karakter seçimleri bir çok kabul edilmiş normu sorgulatıyor. Kadın, erkek, anne evlat gibi. Bu sorgu sizi en tehlikeli soruya getiriyor: Ben kimim?  Nereden geliyorum? Yazarda buna vurgu yapmış; zor sorular olduğunu belirtiyor. Cevabı insanı isyana götüren sorular. Bu soruların tehlikeli yanı da kurgusal gerçekliğimize koyduğu dinamit. Aile, toplum, ülke gibi.
“Biz nasıl yaşarsak anılarımız da öyle oluşur. Tüm huylarımız bulaşır anılara. Tüm hayallerimiz ve beklentilerimiz. Kinimiz biçimlendirir onları. Öfkemiz kabartır. Kendimize güvensizliğimiz yontar sonra. Kötücül ne varsa bünyemizde hafızamıza sirayet eder.”
Yazar bu karanlık atmosferi bilerek seçmiş; bu sorguyu zor olsa da yapalım diye. Sorulara cevaplar size ait, tabii alacağınız cevabı sindirdi iseniz.
Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

468 ad