Nis 25, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

KÜRK MANTOLU MADONNA

KÜRK MANTOLU MADONNA

KÜRK MANTOLU MADONNA/Sabahattin Ali

Toplumcu-gerçekçi akımın büyük ustalarından Sabahattin Ali’nin kaleminden muhteşem bir Türk edebiyat klasiği : Kürk Mantolu Madonna.
Eser bir arkadaşına ön yargı ile yaklaşan bir bireyin gözünden aktarılıyor.
Yeteri kadar bilgi sahibi olmadığımız, bir izlenim, bir duyuş belki bir görüş üzerine fikir yürütmektir ön yargı. Hiç bıkmadan , bitip tükenmeden yapıyoruz bu şuursuzluğu fiziksel görünüşe ve davranışlara binaen . Belki arkadaşlarımız,belki masum bir insan üzerine peşin hüküm veriyoruz. Her şeyi sebep – sonuç üzerine değerlendirmeyi pek sevmiyoruz. Herkesin kendine ait dünyasının olduğunu hatırlamak ve o dünyaya girmeyi pek istemiyoruz.Peki ya değerlendirme yaparken değerlendirmemiz gereken başka durumlar söz konusuysa? Bilmemiz , öğrenmemiz gerekenler varsa ? Bunları göz önünde bulundurduğumuzda her şey bazen bir siyah bir gölge olmaktan çıkıp,gerçek bir vücut kazanıyor.


“…Demek beni anlamaya çalışacaksın. Fena fikir değil. Fakat bana öyle gelmiyor. Boşuna emek…”

Ön yargıya yaklaştığımız insanların dünyalarına girmeye çalıştığımızda onların davranışlarını anlamaya başlıyoruz.
“Her gün daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor;rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum ‘Kürk Mantolu Madonna’yı seyre dalıyor,ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”
Yaptığımız değerlendirmelerden utanmaya başlayacağız.

” Dün akşam bana:’Seninle şöyle bir oturup konuşamadık .’ demişti. Ben artık öyle düşünmüyordum.Dün akşam onunla uzun uzun konuşmuştuk.
Fark ettiğimizde pişman olduklarımız öğrendiklerimizi telafi etmeye yetmiyor.
“Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra daha fazla sokulmak için atılan her adım daha da çok uzaklaştırıyor.”
Ve son söz :” Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin esvafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz ?”

Eser ilk “Hakikat” gazetesinde “Büyük Hikaye” başlığı altında 48 bölümde yayımlanmış. Eser yazılırken Sabahattin Ali askerde ve kolu çatlak bir vaziyettetmiş. Bu haldeyken eseri tamamlamasının,esere etkisi oldu kanaatindeyim.
Toplumcu gerçekçi çizginin etkisi ile,elini yaşama atan Sabahattin Ali’nin muhteşem tespitlerini bu eserinde de görmek mümkün. Özellikle yaşamdan beslenen eser, bir nevi iç sorgulamaya götürüyor okuru. Baktığımız fakat göremediğimiz çevremize yeni bir pencere açıyoruz. Eserin faydası bu manada oldukça açık.
Olay örgüsü gerekse eserin dili muhteşem. Bizim belki sürekli karşılaştığımız umursamadığımız, sıradan bulduğumuz olayın arka yüzüne el attığı için eserin sonunu “olayın bir kahramanı” gibi içten bekliyorsunuz.
Olayın etkisi ise duygusallığa bir araç. Şu ana kadar okuduğum en etkileyici roman olduğu rahatlıkla söyleyebilirim.
Eserin başkahramanı Raif Bey’in çekingenliğine ilk başlarda anlam veremesem de,onun dünyasına misafir olduğumda onu rahatlıkla anladım ve hayatımı bir an sorguladım. Yazara ilişkin görüşüme gelecek olursak böyle muhteşem bir eseri yazıya döken kalem, kurgulayan zihin, ve bu şekilde duygu seline kapılan kalp ve bu bütünlük muhteşem bir insana ve bir dahiye ait olsa gerek.

Baran Çelik

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir