Şub 22, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

KÖR DÖVÜŞÜ

KÖR DÖVÜŞÜ

KÖR DÖVÜŞÜ/Ayşen IŞIK

“bir kadını ortadan ikiye böl…
yarısı annedir,
yarısı çocuk,
yarısı sevgili
yarısı aşk…
duyanlar bunu bilmez,
görenler anlamaz bunu!
yarısı rivayettir,
yarısı gece.”
Cemal Süreyya.
İkiye bölünen dünyanın diğer yarısını tanımlamak zor olmuştur her zaman. Bir kümenin değili, tanımı gereği ise tümleyenidir diğer kısımın. İkiye ayrılmış bir dünya, duyarsızlığı içinde kesişen hiç bir ortak nokta yokmuş gibi yaşayıp gidiyoruz. Birileri Venüs’ten, birileri Mars’tan geliyor sanki bu dünyaya da, kavga etmek tek anlaşma şekli oluveriyor.
Oysa bölüşmek gerekir dünyayı ikiye bile değil, katık etmek için ekmeğimize, aşımıza bir sürü parçaya bölmek, bölüşmek gerekir. Kuşatılmış yalın varoluşunda ,kadınlar bir başkaldırıyı bölüşmek zorundalar. Bir sürü parçaya bölünmüş paramparça özsaygıları ile bir arada olmaları çözüm olsa da. Parçalayan eller tümleyen diğer küme değil elbette; kadınlarda ortak bu eli kanlı eğleme. Yetiştirilen her çocuğa şekil veren eller silah da tutuşturuyor yetiştirilen ellere, helali haramı da koyuyor önlerine yüreklerin. Hemcinsini katlederken tuttuğu çanağın çoktan kırıldığını ve o kırıkların ellerini kestiğinin farkına varmadan. Yorgun, nasırlı olsada sabırlı elleriyle inşa ettikleri geleceğin nesli; ellerinin kesiklerinden bulaşan kan ile de besleniyor. Bir sürü gerçek öykünün üçüncü sayfaya düşmesinin nedeni sanırım görmek istememek. Oysa bir savaş kadar önemli çocuğunu taciz eden babanın haberi. Utancı saklama meselesi sanırım bu hiç bölüşemediğimiz dünyanın ortak suçu bu. Suçta ortaklık ne tuhaf bir kesişim.
Öykülerin dili suskun kimsesiz isimsiz çoğu zaman kitapta. Bir kısa hayat manzumesi yaşanan ve aktarılan… Sıradan hayatlarımızda gelip geçen ,göz göze geldiğimizde bile tanımadığımız acıların kahramanları… Mavi bir elbisenin içini dolduran bedenin sahibinin, yaptığı tekstil ürünü ile emeğini, acısını, umudunu ve elbette gözyaşını da paketleyen emekçi kadının, sessiz çığlıklarına kulaklarını tıkayan ailesi yüzünden her gün tacize uğrayan bedenlerin öyküsü anlatılan… Kısa, kesik kesik ,sonu olmayan bir varoluş aktarılan… Tıpkı bir kibrit alevi gibi kısa ömürlü birçok kadının hayatı gibi. Kör bir dövüş sahneye konan, bir acılar manzumesi ve birinin dur demesini umarak kaleme alınmış bir çığlık…

“Zihnin arkasında karanlık bir nokta, bir karara kışkırtıyor beni, bazı şeylere son vermeli, tez elden son vermeli, buna kim engel olabilir?”

Kısa net cümleler seçmiş yazar, uzun betimlemelerden uzak bir çığlık yazmış duyun diye sağır kulaklara.
Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir