KOLEKSİYONCU

 

KOLEKSİYONCU / John Fowles

 

Şizoid kişilik bozukluğu olan kişiler başkalarıyla yakın ilişki kurmaktan, toplum içine girmekten çekinirler. Bunların kişilik yapıları duygusal açıdan soğuk, içe dönük, yalnız ve karşısındakilere mesafelidir. Başka insanlarla bir arada olmaktan zevk almazlar. Yalnız yaşamı tercih ederler. Duygularını gizlemeyi seçerler.

Sosyal yaşama dahil olmazlar, eğlenmekten kaçınırlar. Onlara en yakın olan kişiler, sadece birinci derece akrabalarıdır. Onların üzüntülerini ve sevinçlerini anlamak zordur. Kendilerini yaşamdan soyutlayarak yaşarlar.

Yazarların bazılarını kıskanmamak elde değil bir karakter yaratıyorsun ve bu karakter tanıma birebir uyuyor. Nasıl bu kadar ince hesap yapılır, bu sanırım gerçek yazar olmakla ilgili. Yarattığı karakter yaşıyor sizden bizden biri aramızda.
“Sıradan insan uygarlığın lanetidir.”
Bu yüzden empati kuruyor, öfkeleniyor, acıyor ve nefret ediyorsunuz karakterden. İki kişilik bir oyun gibi aslında roman. Bir de diğer karakter var o da canlı ve onla da aynı süreci yaşıyorsunuz.

Bir insanın çelişkileri, iç çekişleri, kıskançlıkları, sevgi ve aşk tanımı yaşadığınız. Ama kitap tek katmanlı değil bir çok katmanlı. Çünkü yaşadığı dönemin, eğilimlerini, sanat anlayışını, yaşam tarzını da veriyor size.  Şizoid kişilik bozukluğu olan bir insanın tüm ruhsal durumunu anlatmış size yazar. Bencil çıkarımları, mantıktan uzak duygusal çöküşlerini görüyorsunuz kelime kelime kitapta.

“Gerçekte, üzgün değilim. Ama hiç üzülmüyor da değilim…”
Neden sonuç ilişkisi içinde bir çok çıkarım yapmış yazar:
“Nedeni benim. Ben onun deliliğiyim. Yıllar boyu deliliğine bir özne arıyordu. Sonunda beni buldu.”
Bulduğumuz her nedenin bir sonucu varmış gibi bakıyoruz hayata bazen de tam tersi. Ama sebepler mantıktan uzak tamamen duygusal ve ya patolojik olabiliyor.
Anlatım dilini beğendim bu arada sade anlaşılır yazmış yazar. İki ayrı karakter için iki ayrı dil benimsemiş. İki ayrı tarz demek daha doğru belki de. Sınıfsal farkları ve yeni nesil dediği ucubeyi tariflemiş bu sade anlatımla.

Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

468 ad