Eyl 29, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

KIZARMIŞ PALAMUTUN KOKUSU

KIZARMIŞ PALAMUTUN KOKUSU

KIZARMIŞ PALAMUTUN KOKUSU/Engin Geçtan

 

Engin Gençtan benim için bir öğretmen ,taktire şayan bir psikiyatrist ve eserleri her zaman ilgi görmüş bir üstat. Yazar ve ismi çekti bu kitaba beni öncelikle. Ama yazar çok iyi bir çalım attı bana. Tüm bu bilimsel kimliğini geride bırakıp ya da bir kenara bırakıp; romancı ve çok iyi bir kurgu ustası yönünü ön plana çıkarmış. Çok keyif aldığım bir gerilim polisiye yazmış. Bu kaçmak kovalamak ikileminde farklı bir sorgulamayı da yazmış. Bir kendini bulma öyküsü, kendinle yüzleşme öyküsü, geçmiş gelecek arasında bağ kurma öyküsü ve kendi kökenini arama öyküsü yaratmış yazar.

“Her şey yabancı, uzak, üstelik yorucu. Kendi dünyamın ıslağına dönmeliyim. Yokluğun, tadına varılınca vazgeçilmez sorumsuzluğuna.”

Bir dönüş öyküsü dünyanın diğer ucunda, yeni kıtada, hayallerin ülkesinde başlayan bir öykü. Kökü İstanbul olan bir kayıp ruh. Bir kokunun peşinde buraya kadar yani küçük asyaya kadar gelen bir köksüz yönsüz bir ruh. Tıpkı yaşamayı seçtiği ülkenin hafızasız, pragmatik ve bencil doğası gibi; o da böyle olmayı seçtiğinden beri; içini kemiren yalnızlık ve boşluk hissini doldurmaya gelmiş şehri İstanbul’a. Burada istediğini buluyor elbette zamansız bir çok kimlikli yaşam. Bir çok kimliği ve zamanı yaşıyor bu kadim topraklarda fantastik bir kurgu içinde.

Yeni tanıştığı onu şaşırtan insanlar yanında eski tanıdıkları ya da tanıdığını sandığın bir sürü insanla bir mikro çevre oluşturuyor. Bir çok insanı kendine yakın buluyor. Bir çok ruhun kayıp olduğunu anlıyor ve romanın bir yerinde şöyle diyor:

“…dünyasızlığıma ısmarlama bir dünyayla çözüm aramamış olmak isterdim.”

Dünyamızın gerçekliğini sorguladığımız o nokta belki de farkına vardığımız an oluyor. Fakat ne zaman ve kimlerle bu sorgulamaya gittiğimiz değişiyor. Bazen yapılacak hiç bir şey olmuyor. Değiştirmek için değişmek için. Hafızamızın izin verdiği kadar gerçeği sorguluyoruz aslında, gerçeklik ise hatırladığımızdan çok farklı olabiliyor. Kendimizin kendimize oynadığı bir oyun olduğu gibi doğamız gereği unutmaya çalıştığımız anılarımızda gerçek olabiliyor.
İstanbul tarihine yeniden bir bakış atarken yalnızlık tarihine, köksüzlük tarihine, ve kadim topraklarda yaşanan değişim tarihine bakış atıyoruz. Şehrin değişen çehresiyle birlikte değişmeyen insan doğasını yaşıyoruz satırlar arasında.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir