Haz 21, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

KIYIDA YAŞAMAK

KIYIDA YAŞAMAK

KIYIDA YAŞAMAK/Ahmet Cemal

Otobiyografi yazmak her zaman riskli ve zor bir iş olmuştur. Yazarın bu kitabı bir otobiyografik roman değil elbette, ama kendisine ait izleri o kadar korkmadan,çekinmeden sunmuş ki okura, inanamıyorsunuz. Roman çok lirik bir eser, o kadar naif dokunuşları var ki hayata, sanata, ikili ilişkilere…

“Sonuna kadar hiçbir zaman bir bütün oluşturmamış, hep paramparça akmış bir hayatın betimlenmesinden bütünlük beklemek. Gerçeklik diye adlandırdıkları bu mu? Yani örneğin bir parçalanmışlığı bir bütün oluşturan bir tasvirin yapaylığında bütünleştirmek mi? Peki ama, gerçeği gerçek kılan şey, onun hiçbir yalana benzememesi değil midir?”

Kenti yaşarken kaçırdığımız kentsel yalnızlıkları anlatmış yazar; tane tane, vura vura. Sıradanlaşan tüm hayatlara çevirdiği veya yazdığı tüm yazılar eşliğinde sövgüsünü dile getirmiş. Tek başına olmanın küçük hiç büyümeyen bir erkek bedeni içinde bir seçim mi yoksa bir zorunluluk mu olduğunu sormuş . İkili bir hayatı yazmış, kendine yabancı kendinden bir parça…İkizini anlatmış, asla var olmayan… Ona kızmış “babasının karısına” kızmış. Yaranmaya çalışırken kaybettiği kendi rengini aramış roman boyunca. Oyunlaştırdığı pek çok karekteri hem sahnede hem de kendi hayatında oynamış.
Elalem denen illeti hiç bir kalıba sığdırmadan anlatmış . İkili ilişkilerdeki ikiyüzlülüğü ve terk edilişi sergilemiş . Sıradan yaşamda dikkat etmediğimiz ,bizi yaralayan ayrıntılarda yolunu aramış…

İyisin, değil mi? Neden sorarsın, neden hep sorarsınız bu basmakalıp, eskitilmekten delik deşik olmuş, neye benzediği, ne anlama geldiği bile artık anlaşılmayan soruyu?”

Sahi neden sorarız ki bu soruyu? Bilmek için mi gerçekten, yoksa kafamızdakini teyit etmek için mi? Kitap o kadar çok güzel ve anlaşılır cümle içeriyor ki okurken hem mutlu oluyorsunuz hem de sorguluyorsunuz. Yazar bir sürgün hayatı,sıradan hayattan sürülmüş bir yalnızlık hissini yazmış .  “coğrafya kaderdir”i destekler nitelikte birçok öfkeyi de payşalmış Ahmet Cemal.

“Yani yaşadıklarının ahlakını bile savunamayanlar, benim diyebilecekleri bir hayatı değil, ama ancak elden düşme hayatlardan oluşma bir tür yamalı bohçayı yaşayabiliyorlardı. Çünkü nasıl üzerinde düşünülmemiş bir hayat, yaşanmaya değer bir hayat değilse, kendi ahlakını türetememiş, kendi değerlerini oluşturanmamış, hep, “Ne derler?” kompleksleri içersinde tükenip gitmiş bir hayat da insan onuruyla bağdaşır bir hayat olmazdı.”

Yazarın felsefeci yönü, her satırda tekrar yaşadığınız bir sorgulama ile karşımıza çıkıyor. Ölüme yakın, ölümü beklerken ve belki de ölümü arzularken, kendini, hayatı, yaşadığı yaşamı sorgulamış.

Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir