Tem 8, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

KISA HAYAT

KISA HAYAT

KISA HAYAT /Juan Carlos Onetti

Aslında çoğu zaman bir gerçekliğin kıyısında yaşıyoruz. Bu gerçeklik ise bazen seçimimiz olmuyor. Bir çok isteğin ortasına yuvarlanmış bir egonun seçmek için güdülenmiş gerçekliği. Seçim yaptığımızı sandığımız bir güdülenme şartları etrafımızda olan biten. Tüm kuralların,eğilimlerin,öğretilerin,geleneklerin oluşturduğu bir süperego ile en ilkel dürtülerimizin yani şiddet eğilimimiz libidomuz arasında sıkışmış bir egonun seçimleri belki de.

Bir arayışın ortasında duruyoruz; akan nehirde bir kez yıkanmanın mecburi istikametinde nasıl bir arayış olduğu mechul bir arayış bu. Ne nehiri değiştirme şansımız var, ne akan yönü… Sadece temizlendiğimizi düşünüp mutlu oluyoruz; ya da temizlenmek değil de karşı tarafa geçtiğimizi düşünüp mutlu oluyoruz. Ama nehrin ortasında kendimizi yakaladığımız her an aradaki farkı asla bilemiyoruz.

“Kaygılarımdan kurtulmuş, bütün arayışlardan vazgeçmiş, kendimi oluruna, rastlantıya bırakarak, gündelik Brausen’i belirsiz bir değersizleşmeden korumaya devam ediyor, onu kurtarmak için sonlanmasına izin veriyor, Arce’nin doğumuna yol vermek için kendimi yok ediyordum. Her iki yatakta ter içinde, ona diğerlerinin, ondan önce gelmiş geçmişlerin, artık orada olmayanların, hatta kendisinin koyduğu sınırlamalarla bir surat biçmeye çabalayarak o sağduyulu, sorumlu adama veda ediyordum. Monyevideo’da, Pocitos’ta yapayalnız bir evde, Gertrudis’in çıplak vücudunun görüntüsü ve lütfu eşliğinde talihini sırtlanmak gibi saçma bir emri kabul eden Brausen’e veda ediyordum.”

Bazen o gerçekliğin kıyısında siz sıkılırsınız,birileri sıkılır ya da önemli bir olay hayatınızın ortasına gelir yerleşir. İskambil kağıdından kule gibi yıkılır her şey. Yüksek ökçeli pabuçların yokluğudur belki de farklı olan artık. Bir batıp, bir çıktığımız ve bazen hep aynı kabusla uyandığımız günlerin sıradanlığı içimize sinmediği isyan anlarında gerçekliği yırtmak isteriz. İşte bu anlarda tek başvurduğun şey yalan olur! Kendinden başlayıp sıyrılmak istediğin tüm anlara yalan söyler ,çarpıtır ve abartırsın. Yalanına hayallerini,olmak istediklerini katarsın. Ortaya senin olmadığın,içgüdüleri ve şiddeti ön plana çıkmış bir başkası çıkar. Olmadığın bir insana evrilip,onun gibi düşünmeye başlarsın;onun gibi yaşayıp,onun gibi hayal kurarsın…
Bir olay,ufacık önemsiz de olabilir,çok önemli de hiç fark etmez, kurduğun dünyanın yıkıntıları arasında kalır da kurtulmaya çalışırsın. Geçmişin gölgesi bırakmaz peşini,bazen de hayatından yanlış dersler çıkardığını ancak o yıkıntılar arasında nefes alıp kurtulmaya çalışırken anlarsın. Birçok bezmişlik,vazgeçmişlik de size eşlik ederken kaçarsın tüm bu akıştan veya kaçmak istersin. Sorun da burada başlar işte, iskambil kağıtlarından başka bir kuledir tırmanmaya çalıştığın. Tam tepesine asla varamazsın; yıkılır çünkü taşımaz seni, ne geçmişini ne hayallerini… O zaman içini kemiren yıkıcı bir hayal kırıklığı seni yiyip bitirir ve yeni bir sen olur senden kalanlarla.


Dezorganize bir akış içinde bir boz-yap oluşturmuş yazar. Bir sürü manzara içine olmayan bir şehrin olmayan insanlarını ve kendini koymuş. Bir sürü ruhsal ve davranışsal çelişkiye değinerek bir tablo oluşturmuş ve arasından gerçekle kurguyu ayırt etmemiş. Bir çok kimlik vermiş kahramanlarına,birçok hal içinde. Aslında bu kurgusal ve gerçek dünyanın karışması yormuyor sizi. Yazarın kalemi işte burada devreye giriyor ve ayrıntyı kaçırma diyor sana yoksa yolunu kaybedersin. Bir çok güzel cümle içinde öfkeyi, çelişkiyi, ikiyüzlülüğü ve bir sürü insan hallerini yazmış. Bir yazarın hayatına bakarken,karısına ve onun hastalığına dair yaşananları aktarmış. İnsanın acısının ve yansımasının geçmişi sorgulamasına ve geleceği planlarken bu dönüm noktasının oynadığı role gönderme yapmış. Ve bence temel bir soru sormuş:” bir insanın hayatını değiştiren şey gerçekte ne kadar büyüktür?”Benim çıkardığım sonuç ise acıların kişisel olduğu. Can Yücel’in “herkesin kanseri kendine” dediği gibi herkesin acısı kendine büyüktür. Ve olayın yarattığı acının,olayın kendisi ile hiçbir alakası yoktur.
Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir