Kas 22, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

KIRMIZI ZAMAN

KIRMIZI ZAMAN

KIRMIZI ZAMAN/Mine Söğüt

“İnsanoğlu bazen masalla gerçek arasında yolunu yitirir.”

Yaşam öyküsü, bir kimsenin yaşamının tarihçesini konu alan anlatıdır. Bir öykünün içinde varız aslında. Ya da şöyle demeli;bir sürü öykünün orta yerinde duruyoruz. Bir çok yaşam öyküsünün konusu, birçoğunun konuğu, birçoğunun figüranı bir yaşam bizimki. Bu göreceli süreçte rastlantı en önemli faktör belki de. Rastlantı,bir çok kültürde başka adlarla anılıyor. Mucize oluyor bazen adı,bazen kader,bazen şans,bazen kötü şans. Ama adı ne olursa olsun bizi hayata bağlayan tutan ve seçimlerimizi etkileyen bu rastlantı oluyor. İnsanoğlu, geleceğin bilinmezinden kurtulmak için pek çok şey denemiş. Bu kaderden kaçmak için bu şans ve ya kötü şanstan kaçmak için yıldızlara güvenmiş, rüyalardan medet ummuş, tecrübeye bel bağlamış. Ama olmamış işte eni kökü bir kelebek etkisi yaşadığımız:

“Tırtılın kaderi
Kelebek olmak
Ve güzel ölmektir…”


Hayat ciddi bir iş elbette, zorlukları var güzellikleri var. Ama kesişen hayatlar birbirine dokunurken; geçmişin acıların ve sırların izlerini aktarır birbirine. Bu sırlar ve geçmiş bir anlaşma yolu da olabilir bir vazgeçiş nedeni de. Yaşam örgüsü içinde sıradan tek düze gerçekliğin içinde sıradışı güzellikler tesadüfler hayatı yaşanır kılar. Diğer zamanlarda uymamız gereken bir sürü kurallar vardır. Bu kuralların en önemlisi ise yazılı olmayan kurallardır. Bu kurallar sosyal hayata daha çok yön verir:

“Vicdan,
Tam kalbimizin altında duran bir organ…
Vicdan, bir bebeği ilk ağlatan,
Bir ölüyü son terk eden…
Vicdan…”

Masallar, rüyalar, efsaneler, mitolojiler ve gerçeküstü her şey yazılı olmayan kuralları aktarma yoludur. Bu yolla nesnelerle ilk teması kurarız. Tüm büyükler böyle büyütür küçükleri ya da böyle avutur. Ama bu gerçeküstü dünya eşyanın katı gerçekliğine toslar ve dağılır.

“Işık vurduğu yeri aydınlatır ama her zaman görmeyi kolaylaştırmaz; bazen gözleri kamaştırır; akla olmadık hayaller sızdırır.”


Romanın çok iyi kurgusu ve naif cümleleri ,kesişen beş hayatı bir dehlizler, mezarlar, efsaneler zeminine yaymış. Bu noktada çok dolu cümleler oluşturmuş yazar. Uzun cümleler yerine kısa ve net cümleler seçmiş. Karakter seçimi ise oldukça başarılı çok fazla karakter kullanmadan, kadim bir şehrin bir parçasını aktarmış bize yormadan sıkmadan. Asr-ı Saadet’in kadim güzelliğinin tüm unsurlarından bir parça sunuyor bize iyisi kötüsü güzeli ve çirkini ile birlikte.

Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir