Mar 6, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ

İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ

İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ/Charles Dickens 

Charles Dickens’in 1859 yılında gazetelerde tefrikalar halinde yayımladığı İki Şehrin Hikayesi,Fransız Devrimi’nin etrafında şekilleniyor. Eseri okurken dönemde yaşanan gerek sevgiyi, gerekse dramı içten şekilde hissedebilirsiniz.

Yoksulluğu,bir şarap fıçısının kaldırıma düşüp kırılması ve yola dökülen şarapları içmek için halkın adeta yerleri yalaması ile ; iktidar ve gücün ağırlığını,devrim öncesi zayıf,biçare insanların devrim sonrası karşı konulmaz bir dönüşümle ne denli değiştiklerini göstermesi gibi müthiş imgelemeleri mevcuttur.

Olay , suçsuz olmasına rağmen 18 yıl hapishanede yatan ve akli dengesini kısmen kaybeden Dr.Manette’in saklanmakta olduğu ihtilalin merkezinden, meyhaneden, kurtarılmasıyla başlıyor.
Doktorun kızı Lucie, Fransa’da yaşayan aristokrat olmasına rağmen aristokrat aile yapısından nefret eden ve ezilenlerin yanında olan Charles Darnay adlı gençle evlenir ve İngiltere’ye taşınırlar. Bu evlilikten bir kızları olur. Kızları altı yaşına girdiğinde Fransız Devrimi gerçekleşir.
Darnay’a gelen mektupta suçsuz olan arkadaşının tutuklandığı ve yardım istediği yazmaktadır. Darnay’ın gönlü el vermez ve Fransa’ya Fransa’da aristokratlardan nefret eden devrimciler Darnay’ı idama mahkum ederler.
Lucie’yi aşkla seven Avukat Carton, Darnay’a oldukça benzemektedir. Onun yerine giyotine gider. Bu arada Darnay ailesi Paris’ten uzaklaşır.

”İnsan sona yaklaştıkça aslında başlangıca doğru gidiyor farkında olmadan.”

“En iyi zamanlardı, en berbat zamanlardı, bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı, inanç devriydi, kuşku devriydi, aydınlanma dönemiydi, karanlık dönemiydi, umudun baharıydı, umutsuzluğun kışıydı,  önümüzde her şey vardı, önümüzde hiç bir şey yoktu, doğrudan cennete gidecektik, doğrudan cehenneme gidecektik”

”-sen,sükseli ve ses getiren her şey için bağırır ve gözyaşı dökersin öyle değil mi? söyle! öyle değil mi?”
-doğru madam, sanırım öyle. o an için evet.
-sana bir yığın oyuncak bebek gösterilse ve kendi çıkarın için bunları parçalara ayırıp yağmalaman söylense aralarından en zengin ve neşelisini seçerdin öyle değil mi? söyle
-evet doğru madam.
-evet. sana bir sürü uçamayan kuş gösterseler ve kendi çıkarın için onların tüylerini yolacaksın deseler, tüyleri en güzel olanları seçerdin, öyle değil mi?’
-bu doğru madam.
-bugün o kuşları ve oyuncak bebekleri gördün,şimdi, hadi git evine.”

Baran Çelik

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir