Günün Şarkısı-Big in Japan Eki12

Tags

Related Posts

Share This

Günün Şarkısı-Big in Japan

Ane Brun-Big in Japan

 

   

Ane Brun,10 Mart 1976 tarihinde Norveç’te doğdu. 2003 yılından bu yana iki tanesi derleme olmak üzere 9 albüm çıkarmıştır.

 

‘Changing of the Seasons’, ‘It All Starts with One’ albümlerinin yaratıcısı Norveçli müzisyen, profesyonel hayatının 10 yılını geride bıraktımışken, geleceğe daha umutlu bakıyor. Duygular, elindeki araç-gereç… Ustalığı, tüm bu duyguları, ruhundan kopan sözleri ve müziğiyle, dinleyenlere aktarmak… “Hatırlıyor musun, ne zaman unuttuk birbirimize gülmeyi …” (Do You Remember), “Kendimi bırakmak, akmak, var olabilmemin tek yolu” (To Let Myself Go) yazan varlık.. Karşınızda! 

Müzik ve sözler, hepsi şarkılarınızda bir bütün. Ama sizi dinleyen hemen hemen herkes kelimelerden etkileniyor… Sözler odak noktası, insanlara dokunuyor… Bu sözleri yaratırken olaylar nasıl gelişiyor?

Yalnızca bir şeyler hissedebilirsem iyi söz ve iyi görsel yaratabildiğime inanıyorum. Bu yüzden şarkılarımı yazarken her zaman kendi duygusal altyapımı kullanıyorum. Direk benimle ve benim yaşantımla ilgili olması gerekmiyor. Benim içimden, süzgecimden geçiyor ve tabii ki benim yaşadığım tecrübelerin içinden. Mümkün olduğunca evrensel yazmaya çalışıyorum. Böylece herkes, kendi yaşamlarından parçalar bulabiliyor, şarkıların içine yerleştirebiliyor yaşadıklarını… 

 

Müziğiniz kalabalık mı, yalnız mı? 

Her ikisi de. 

10 yılda size ve müziğinize neler oldu? Sonuçta müzik ve müzisyen beraber, el ele ilerliyor. Ane Brun nasıl bir evrim geçirdi? Neler değişti? 

Olgunlaştım. Artık daha cesurum. Aynı şey müziğim için de geçerli bence. Biraz daha oyuncu oldum. Daha az karanlığım. Ve sanırım müziğim de

Çok sayıda canlı performansa çıkıyorsunuz.. Turneler hakkında en sevdiğiniz ve nefret ettiğikleriniz neler? 

Canlı müzik yapma halini çok seviyorum. Ve izleyicilerle karşı karşıya olmayı. Yeni bir şehirde dolaşmak, o şehrin atmosferini hissetmek, yemeklerinden yemek, insanlarını izlemek… Hepsi harika. Seyahat etme kısmına da fazla takılmıyorum. Eğer yol çok uzun sürmüyorsa çok sık ve sabah erken hareket etmiyorsak ve yolculuk rahat geçiyorsa benim için hiç sorun yok…

 

Bir röportajınızda sizi zorlayan konuların üstüne gitmeyi sevdiğinizi söylüyorsunuz. Bugünlerde size zorlayan konular nedir? 

Benim için, olduğum yerde huzurlu ve rahat olabilmek. Kendi içimdeki yuva hissini bulabilmek, evimde gibi hissetmek… Yolculuk da etsem, kendi evimde de otursam… Bu aralar oldukça iyi çalıştığını söyleyebilirim. 

 

Son zamanlarda kimleri dinliyorsunuz? 

Nils Frahms’ın ‘Screws’ adlı albümünü çok dinliyorum, Özellikle bir gösteriye çıkmadan önce, her gün dinliyorum. Rahatlayıp sakinleşmemi ve odaklanamamı sağlıyor. 

Hayatta ne yöne doğru gidiyorsunuz? Iç dünyanız sizi nereye yönlenidiriyor? Müzik için planlarınız neler? 

Yeni albüm için sözler çoktan yazıldı aslında. Ama bugünlerde daha önce olduğundan daha çok dünya üzerine yorum yapmak istediğimi hissediyorum. Birkaç kez bu konulara dokundum ama toplum ve dünyayla ilgili meselelerde iyi şiir yazabilmek oldukça zor bir iş. 

Size ilham verenler kim? Sadece müzisyenler değil, genel anlamda.. 

Nelson Mandela, sağlam aklı ve sağlam karakteri sebebiyle… Hapisanede izole edilmişken, zihninde o kadar güzel düşünceler barındırabilmek, aklî dengeni koruyabilmek ve yıllar geçtikçe zihninin daha da berraklaşması… Bu durum son derece ilham verici. Gücümüz kendi içimizde, sadece inanmamız yeterli. Malala, bu sene Nobel Barış Ödülü’nü kazanan, inanılmaz bir insan. Bana o kadar ilham veriyor ki, anlatamam…

Röportaj:GÜLDEHAN AYSAN

Kaynak: www.radikal.com.tr

 

468 ad