Tem 9, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

FANG AİLESİ

FANG AİLESİ

 

FANG AİLESİ /Kevin Wilson

Pek çoğumuz belli bir yaşa geldiğimiz için, kendi karakterimize sahip olduğumuzu ve seçimlerimizi hür irademizle yaptığımızı düşünürüz. Bu bir nebze de olsa doğrudur. Lakin hiç düşündünüz mü, size, sizinmiş gibi görünen o fikirlerin temelini attıran nedir?

Öz benliğiniz saydığınız hamur, kimlerin leğeninde yoğrulmuştur? Mühim olan bu soruları sorabilmek. Sorduktan sonra ise cevabı basit zaten: Aileniz… Aile ile ilgili hikayeler, birçoğumuzun olduğu gibi benim de ilgimi çeker ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinin, önemi yadsınamayacak düzeyde olduğuna inanırım. Hatta öyle inanırım ki, yaşını başını almış insanların dahi hatalarını, zamanında ebeveynlerinin yaptıklarına veya yapmadıklarına bağlarım. Bunları neden anlatıyorum? Çünkü hikayemizdeki A ve B, günahıyla sevabıyla ebeveynlerinin ürünleri. Annie ve Buster’a neden A ve B dedim peki? Yahu ana babaları bile onları bu iki harfe indirgemiş de ondan. A ve B, onlar için sanki birer sahne dekorundan ibaretler.


Buster aşırı duygusal ve kırılgan, Annie ise öfkeli ama kardeşine göre daha sistemli. Büyük kardeş olmasının da bunda etkisi var tabii. Bütün bu karakter özelliklerinin oluşması ise, ebeveynlerinin saçma sapan “sanat” takıntıları yüzünden.
Sanat dendiğinde aklımıza gelen şeylerin bir kısmı durağandır. Resim heykel vs. gibi. Bunların sanat anlayışı ise karmaşa ve kaos üzerine kurulu. Biraz da sosyal deney tadında ama şu da bir gerçek, bu sanat örnekleri çok da çarpıcı gelmedi bana. Tamam, halkın olaylar karşısında tepkisini ölçme üzerine kurulu bir durum benim de hoşuma gider ama öyle, “vay canına” dedirtecek şeyler de olmadı hani. Finale kadarki “sanat”ları bana göre sıradan, finaldeki oyunları ise haddinden fazla acımasızdı. O aşamada zaten, çocukların ne denli zorlu bir süreçten geçerek yetişkin oldukları belli oldu.
Bu arada, uzun zaman sonra adamakıllı bir “NY Times bestseller” okumuş oldum. Yazarın anlatımı eğlenceli, olayların akışı sürükleyici, çeviri ise güzel. Yalnız tek falsosu, “Allah, İnşallah, Valla”lı kısımları olmuş. Yabancı kitapları bu şekilde çevirmeyi abes buluyorum. Bu kelimelerin yerine “Tanrı, umarım, harbiden” gibi kelimeler kullanılabilirdi.
Gelelim neticeye… Kitabı okumanızı öneririm. Keyifli vakit geçirmek için ideal olacak düzeyde. Ama ben keyfin yanında ibret de aldım bu kitaptan. Şöyle ki, bazılarımız halihazırda ebeveyniz zaten, bazılarımız ise geleceğin ebeveyni adayı. Lütfen ama lütfen, hayata dair planlarınızı gerçekleştiremediyseniz ve bunların, içinizde ukde kalacağını düşünüyorsanız, hayatınıza başka hayatlar sokmayın. Tamam, belki evlenirsiniz, eşiniz de sizinle aynı ideallere sahip biri olabilir. Buraya kadar her şey olumlu. Onunla birlikte bu planlarınızı hayata geçirirsiniz, daha bile eğlenceli olur belki. Lakin çocuklarınız sizinle aynı hayatı yaşamak mecburiyetinde değil. Ne siz, çocuklarınız için, bir kere geldiğiniz şu dünyanın nimetlerinden mahrum kalın, ne de çocuklarınız, kendisine uymayan bir hayatı, sırf siz yaşamak istiyorsunuz diye yaşamak zorunda kalsın. Sonra o yaşadıkları travmalar, genetik miras gibi nesilden nesile sirayet etmek durumunda kalmasın.

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir