DÖNÜŞÜM HASTANESİ May08

Tags

Related Posts

Share This

DÖNÜŞÜM HASTANESİ

DÖNÜŞÜM HASTANESİ/Stanislaw Lem

Stanislaw Lem bir bilim kurgu yazarı olarak başlamamış yazın hayatına ve bu ilk romanı. Buna rağmen bilim kurgu ayak izlerini bu romanda görüyorsunuz.

Bu roman otobiyografik öğeler içeren bir klasik roman. Burada kendi doğduğu toprakları anlatıyor elbette:
Doğmak istedin mi? İstemedin, öyle değil mi? İsteyemezdi, çünkü var değildi. Ben de senin de olmanı istemedim. Yani demek istiyorum ki, bir oğlum olsun istedim, seni değil, çünkü seni tanımıyordum, bu yüzden seni istemiş olamam. Ben genel anlamda bir oğlu istiyordum, ama sen gerçeksin.”
Tespitleri, bu doğrultuda başlıyor yani tesadüf ve zorunluluk olarak başladığı hayatın devamı da böyle geliyor. Kaçmak istediği bir kaderi ve kaçmak istediği bir geçmişi var; hem yazarın, hem kitaptaki kahramanın. Burada iki kahramanın yolu kesişiyor işte çünkü yazar bir doktor kahramanda. Doğduğu topraklara gereksiz bir sebep ile dönen bir doktorun hayatını anlatıyor yazar. Aslında sebep çok bilindik; akraba ölümü:
Dinin ilkeleri ne olursa olsun, apaçık bir gerçek olan çürüme faktörüne rağmen ve mantıklarına aykırı gelse de, insanlar hala ölüler toprağın derinliklerinde bir şekilde varlıklarını sürdürüyorlarmış gibi davranıyorlardı-belki rahat değil, hatta belki korkunç, ama yine de bir şekilde bir varoluş, bu durum yeryüzünde ayırt edici bir işaret kaldığı sürece devam ediyordu.”
Ölüm bir birleştirici faktör tüm kültürlerde ironik olarak. Tüm ölü gömme törenleri de üç aşağı beş yukarı aynı ritüelleri içeriyor.


Yazar bu tesadüf ve zorunluluk Evren’inde bir de Polonya işgalini işlemiş. Almanya’nın ikinci dünya savaşında Polonya’yı işgalini de işliyor. Bir akıl hastahanesi çevresinde. Savaş kaçağı bir ünlü şair ve politik bir kişilik ile tanıştığı akıl hastanesi ekseninde.

Kişi analizleri ve çevre analizleri yapılan bu romanın dili sade anlaşılır ve vurucu. Kendini ve kendi aklını tek gerçek olarak gören bir şair. Bencil ve narsist bir cerrahın hayattaki duruşu ince ince işlenmiş. Günlük hay huy içinde kendilerine oluşturdukları bir evren olan hastahane bir süre savaştan ve onun getirdiklerinden uzakta kalabiliyor. Ama yazarın gerçek yaşamı eşliğinde savaşın tüm kötülüğü herkesi vuruyor. Tüm bildikleri Evren’in yıkılışına sadece seyirci kalma çaresizliğini yaşıyorlar. Kitap dönemin tüm akımları içinde var olmuş bir gerçekçi öykü.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

468 ad