Kas 3, 2017

Posted by in Kitap | DENİZİ YİTİREN DENİZCİ için yorumlar kapalı

DENİZİ YİTİREN DENİZCİ

DENİZİ YİTİREN DENİZCİ

DENİZİ YİTİREN DENİZCİ/Yukio Mişima

Buruk olur tadı yüceliğin.

Toplum bir çok öğeden oluşur. Bu öğelerin de rolleri vardır. Çocuk olmak bir gerçeklik olsa da ona verdiğimiz bir rol vardır. Anne olmak ve baba olmak da öyle. Çoğu bir kabul edişin, bir benimsemenin, bir gözlem sonucu içselleştirmenin sonucudur. Kitap tüm bunların bir harmanını ortaya koyarken pek çok soru soruyor.Deniz’in varlığında ve yokluğunda. Seçimler sorgulanıyor ve beklentiler. Roller içinde sevdiklerimiz içselleştiremediklerimiz. Anne oğul ilişkisini bozan üçüncü bir yitik denizci. Kendi özel kaderini bekleyen ve beklemekten yorulan bir kaçağın öyküsü. Kendini karadan kaçıran bir adamın öyküsü. Yanı sıra ergen bir çocuğun var oluşu sorgulama sırasında yaşadığı bunalım ve biat öyküsü. Çocuklar, sevimli ve günahsız kabul edilir çoğu kez ama onların dünyası da karışık. Bunu en iyi “Sineklerin Tanrısı” kitabında görmüştüm. Bu kitapta bunu vurguluyor aslında; çocuklar büyürken ideal neyse onu vermeye çalışırız. Oysa ideal onlar için tamamen farklı bir anlam taşıyor olabilir. Uygarlığımızı yapan kelimeler ve kanunlar değil onların gözlemleri oluyor çoğu zaman; yani toplumsal davranış ve değer yargıları. En büyük sorun acı, ve acının kaynağı. Basit bir Aristo mantığı ile ideal çocuk bu acı kaynağını yok etmeye yöneliyor. Ünlü Matrix filminin bir sahnesi gibi; “aslında kaşık yok”. İdealize edilmiş yalnız bırakılmış çocuk ise acı kaynağı olarak duyguları görüp suçluyor.  Konusu bu kadar çeşitli ögeler içeren kitabın anlatımı da iyi. Sıkmadan bulunduğu çevreyi yaşam koşullarının bir kısmını anlatıyor. Bu koşullarda yetişen çocukları savaşın (2. Dünya savaşının) etkilerini anlatıyor. Yeni yüzyılla birlikte değişen hayatları bırakılan gelenekleri ve modernleşme adına kurban ettiğimiz değerleri sorguluyor. Tüm bunlar eşliğinde yücelik arayışı da var elbette. Kendi müthiş yüce kaderini bekleyen denizci, yüce eşini, evin babasını bekleyen anne ve yüce kahramanını bekleyen bir çocuk. Bu kadar yüce elbette çarpışıyor ve ortaya denizi yitiren bir sürü karakter çıkıyor.

Ömer AYDEMİR

Comments are closed.