Eyl 9, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

CYMBELİNE

CYMBELİNE

 CYMBELİNE/William Shakespeare

Soyluluk nerededir ve nereden gelir ? Kan mı soylu kılar insanı, davranış mı? Ve belki de en önemli soru ”soyluluk nedir ki?” Onur, erdem, namus, şeref hepsi o kadar değişken olan tanımlar. Hepsi toplanınca mı soylu olunur ,yoksa bir kısmını karşılayınca mı?

İnsanlık kadar eski bir sorgulama bu; kimsenin içini yeterince dolduramadığı. İstekler ve toplumsal bir ortamda yaşama ikileminin sonucu bunlar. Sınırların belirsizliği sorunu; özgürlük ve erdem arasında; istekle onur arasında. Ahlak bir sınır aslında; her yüzyılda değişse de. Ahlakın var bir sınırı da, ahlaksızlığın yok. Sınırsızlığı belirleyen ahlakın sınırı aslında. Yüzyıllar değişse de değişmeyen şey insan istekleri, arzuları ve en nihayetinde davranışları. İnsan davranışları çok fazla evrim geçirmiyor aslında:

“INNOGEN: Yüce şeylere olan istek mutsuzluğa mahkummuş meğer. Ne kadar aşağı konumda olursa olsunlar, basit istekleri olanları kutsasın Tanrı’lar.”

Her yıl artan istekle birlikte erdem de o ölçüde artmıyor. Ve sorgulamak daha da bir zorlaşıyor Erdem’i, soyluluğu. İsbat istemek ayrı bir sorun bu davranışlara biçilmiş güzel rolleri; sadakat gibi, iffet gibi, namus gibi. Bazen kelimelerle yaptığımız güven bir nefes bir bakış bir dedikodu ile bir iftira ile yerle bir oluyor. Bunu önlemek hem zor hem kolay. Güven için sağladığın ortamı sağduyu içinde ayırmak gerek. Dinlediğiniz dedikodu ve iftirayı da teyit etmek için de dinlemek gerek muhatabı.
İnsan var oluşu kadar eski entrika, kötü niyet. Kabil’e kadar uzanan bir ihanet yaşadığımız ve belki de ilk günaha kadar uzanır kefaretini ödeyemediğimiz suç. Bir de biz zora sokuyoruz hayatın tüm ince ayrıntılarını, daha çok istiyoruz, az tatmin oluyoruz.

“GIACOMO:
Doymak bilmez şehvet, karnı hem tıka basa dolu
Hem aç olan bu sınırsız arzu,
Su ne kadar akarsa aksın,
Delik olduğu için bir türlü dolmayan bu banyo tenekesi
Önce kuzuyla beslenir, sonra da çöplükle.”

İmanı sorgulanan Eyüp’den beri hep kötü şeyler gelir güzel ve iyi insanların başına. Bunun sebebi vardır elbet; kötülerle savaşı zor kazanır iyiler “ahlak” kuralları içinde ve asıl budur sorgulanan ahlak kurallarına sadakat. Nelerden vaz geçtiğimizdir sorgulanan; en sevdiklerimizden, en sizi mutlu edenden. Oysa gerek var mıdır buna? Nedendir bu kefaret isteği. Toplumsal kuralları benimsetmek içselleştirmektir amaç. Bu gereklidir çünkü toplumsal yaşamda. Bir hedonist yaşam mümkün değildir çünkü iki kişi bile olsan. Oysa önemli olan doğru iletişim yalansız ve abartısız bir de aklı selim olmak:

“Sadakat ve sorumluluk yalnızca doğru olan için geçerlidir.”

Tiyatral bir dünyada yaşıyoruz hepimizin bir çok maskesi var. Az maskeli günlerde okumanız dileği ile;
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir