May 4, 2020

Posted by in Edebiyat, Kategorilendirilmemiş | 0 Comments

ÇOCUKLUĞUMUN BÜYÜK ABİSİ

ÇOCUKLUĞUMUN BÜYÜK ABİSİ

ÇOCUKULUĞUMUN BÜYÜK ABİSİ

Çocukluğumun büyük abisi olmak istiyorum. Yanında durup başını okşarken;

” Geçmeyecek küçüğüm,hiç bir acı geçmeyecek;  alışacaksın önce kendin dışında her şey olmaya ve öğreneceksin; Beni bulmak için ise çok çaba harcamalısın. Bulur musun bilmem, ama bu çaba yaşamaya değecek. Sana güzel şeyler yaşayacaksın diyeceğim elbette ama, en çok acıları hatırlayacaksın. Sevinçlerin yüzünde söndüğü her yerde, bir çizik olmayacak ama zaman yanığı çizgileri taşıyacak yüzün ve buna da büyümek diyeceksin. En çok resimler seni şaşırtacak mesela,bu ben miyim? diyeceksin; çünkü aynada değişen yüzüne inanılmaz bir hızda alışacaksın.

Bu ben miyim diye, aynaya değil de resimlere soracaksın. Alışmayı seveceksin küçüğüm, onsuz yaşayamayacaksın çünkü. Geçip giden hayatı, senin bileceksin ve değişim elimde diyeceksin. Her gün yeni bir hayalle konuşacaksın kendinle,sürekli değişen planlarla… Saatin alarmını ertelemek gibi düşüneceksin yapamadıklarını. Beş dakika daha… Olmayan zamanını harcayıp oyuncak alacaksın, sağlığını harcayıp para alacaksın, yüreğini harcayıp sevdiğini sanacaksın. Hayal kırıklığını tamir edecek bir merci bulamadığında,kırıkların kestiği, kanayan her yerine “zaman” basmayı öğreneceksin. Hayır demeyi değil de “hayır-lısı” demeyi öğreneceksin. Sonra seveceksin bulduğunu sandığın kendini ve kendine iyi bak dediklerinde daha bir sıkı sarılacaksın ona. “Yaşam”la değişen şartlara uyum sağlasa da, kendine yabancı bir ben bulacaksın aynada. Baktığında yalan söylemeyi, “beyaz” sayacak bu rengi de kutsal bileceksin. Doğarken kanınla kirlettiğin beyaz bezleri saklamıyorlar da, ölürken daha beyaz taze bez sarıyorlar iyi baktığını düşündüğün kendine. Seveceksin elbette ve sevileceksin küçüğüm. Sevginin bir alma işi değil de, verme işi olduğunu bildiğinde bir tek bundan pişman olmayacaksın .

Küçüğüm, gülümsemeni kaybetme, bazen tek sermayen o olacak; sevinmek için ve bazen de boş vermek için. Eğilip büküleceksin, patronun önünde, kutsal bildiğinin önünde ve içine içine yağacak okların karşındakine batırmak yerine. Yine de, ben ne dersem diyeyim, bir kulağından girip öbüründen çıkacak. Çünkü deneme yanılma yolu dışında asla öğrenemeyeceksin. Sobanın ısısını ,elin yanınca anlayacaksın yani. Yine de emin ol en güzeli yaşamak. Koklamak en sevdiğini mesela, bile bile kandırılmak mesela, gülüp geçmek mesela ve şunu diyebilmek: “size inat varım ve ben benim”. Kendine iyi bak küçüğüm kendin olana kadar…

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir