Ağu 13, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

CALİGULA

CALİGULA

CALİGULA/Albert Camus

Caligula:
Yalnızlıkmış! Sen kimsin adını anacak yalnızlığın? Sen nereden bileceksin yalnızlığı? Sen o şairlerin, sen o acizlerin yalnızlığını bilirsin ancak! Yalnızlık! Söyle bana hangi yalnızlık? Ah, kim tadabilmiş yalnızlığı, kim? Kimse! Asla! Nereye gitsen peşinde geçmişin yükü, geleceğin yükü! Bırakmaz peşini aldığın canlar. Ah ama sanma ki yalnız onlar! Bil ki mahkumsun yürümeye sonsuza dek sevdiklerinle, sevmediklerinle, sevenlerinle, pişmanlıklarınla, arzularınla, acılarınla, sevinçlerinle, bil ki bırakmayacak peşini orospular, bırakmayacak peşini tanrılar! Ah yalnızlık! Benzemez başkasına benim yalnızlığım, dört yanımı sarmış hortlaklar, kalmışım biçare, neler vermezdim tatmak için gerçek bir yalnızlığı, bir ağacın sessizliğini, titreyişini! Yalnızlıktan bahsetme bana! Benimkisi başka, dişler gıcırdıyor benim yalnızlığımda, kulağımı tırmalıyor uğursuz haykırışlar, gaipten uğultular. Koynumda bir kadın, gece örterken üstümüzü ve ben sanırken etimin nihayet yatıştığını, sanırken ölümle yaşam arası bir yerde ben olana nihayet dokunacağımı, o an uyanıyor yalnızlığım her defasında, yanı başımda kadın sere serpe, kasıklarıma sinmiş keskin bir koku ve o koku sarıyor benim yalnızlığımı.”

Herşeyi olan bir insan ne ister? Bir sürü eylem içinde kendisine denk bir güç bulamazsa isteyebileceği tek şey dünyevi olmaz elbette. Bir tiran dünya dışından bir şey ister. Ay’ı ister mesela. Özgür olmayı bilir ve özgürlük kavramını elindeki gücünü sonuna kadar kullanmak olarak görür belki de. Özenir dünya dışı bir varlığa ya da varlıklara.

Hak verirsin ki, güce tapan bir insan pek hazzetmez tanrılarla rekabete girmekten. Eh ben de ne yaptım bu rekabeti ortadan kaldırdım. O sözüm ona tanrılara, bir insan evladının, eğer canı isterse, onların o kıytırık işlerini iki günde öğrenip pek de güzel icra edebileceğini gösterdim.”

İspat etmeye çalıştığı şey kendi gücünün sınırlarıdır. Halkına ve tebasına dayattığı şey, yapabilirim demekten öte değildir. Aradığı her ne ise onu dünya üzerinde bulamaz ve bir yok etme mantığı geliştirir. Etrafında bir sürü komplo bir sürü yalan bir sürü riya dolaşır. Çünkü diğer insanlar da açtır o güce. Severler bir yandan onu bir yandan da nefret ederler. Konumudur kıskandıkları ya da yapabilme erki. Bir insana güç vermeden anlayamazsın onun gerçek karakterini. Yapma ve yıkma gücü elinde olan bir tiran için ikisi de aynı kefededir. Yıktığı gibi yapar ya da yaptığı gibi yıkar.

Yaşıyorum, öldürüyorum, yok etmenin muazzam gücüne sahibim. Yaratan’ın gücü koca bir hiç benim gücüm yanında! İşte budur mutlu olmak. Mutluluk budur. Bu sınır tanımaz cürettir mutluluk, hiç kılmaktır kainatı, etrafımı sarmış bunca kan bunca nefrettir, eşsiz inzivasıdır kendi hayatına şahit insanoğlunun, cezasız kalmış katilin taşkın neşesidir, nice yaşamları parçalayan ezip geçen bu gaddar mantıktır mutluluk…”

Yalnız bir mutluluk hissi elbette, bir körleşmedir. Tutkunun kölesi olmak bir çok açmazı yanında getirir. Etrafına kan öfke ve güvensizlik katar. Tarihin tüm tiranları bir sürü ölümün sebebi ve keyifli izleyicileridir. Neron Roma’yı yakarken mutluydu ya da Hitler savaş sırasında keyifliydi. Yaptıklarının sonuçları kendi mantığına uygun önemsiz ayrıntıdan ibaretti. Kayıplar elbette olur,önemli olan yüce idea ya da imparatorluktur,yani herşey mübah bu yolda.
İnsanoğlu daima bir arada yaşamanın zorluğunu yaşadı. Bir arada olmak için bir sürü totem,tabu yaptı kendine. Güvende hissetmek isteği daima ağır bastı ve bizden olan ve diğerlerini ayırmanın bir yolunu buldu bu şekilde. Bir ayrım gerekti daima ırk, din, kültür vb. Bunlar ile ayırdık kendimizi diğerlerinden de ,bunun devamı için ne gerekiyorsa yaptık. Sonra da çıkarımıza ters düşen tiranı öldürdük. Albert Camus bu oyunda daha kişisel acılardan çıkıp gücü, özgürlüğü, itaat ve sadakat duygusunu sorgulamaktadır . Bir çok çıkarımda bulunurken, eni kökü bir mutluluk ve huzur arayan insanlığı sorgulamış, şiirsel bir dille ve biraz da yüksek perdeden…Okurken o gücü değil de, tedirginliği yaşadım ben,hem de bir tiranın etrafında olmanın tedirginliğini. Keyifli değildi okumak ama çok iyi bir yolculuktu ayağıma diken bata bata okudum! Ama inanın muhteşem çıkarımlar edindim kendi adıma.

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir