Eki 3, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

BUZDA YÜRÜYÜŞ MÜNİH-PARİS

BUZDA YÜRÜYÜŞ MÜNİH-PARİS

BUZDA YÜRÜYÜŞ MÜNİH-PARİS/Werner Herzog

Yol ve yolculuk, ne çok şeye gebe…Ne çok yüklemimiz var her ikisinde. Harita üzerinde kuş bakışı bir düz çizgi hayal etsek de asla olmayan bir rota. Var olan veya yolculukla birlikte başlayan rota eni kökü takip ettiğimiz; ya da etmek zorunda olduğumuz. Başlamak için ayrı sebeplerimiz olsa da hedefe ulaşmak yani yolculuğu bitirmek ortak isteğimiz. Bazen başlamak zor bazen de bitirmek zor. Yolda karşımıza çıkan sıradan hayatı ve hayatları da fark etmek zor bazen. Sıradan olunca mı dikkat çekmez yoksa o ayrıntıları içselleştirerek mi yok sayarız bilinmez. Ama yazılan ve aktarılan ne kadar sıradandır? Aktarmaya kalkmak ise içine kendini katmaktır sıradana. Kendini varoluşunu katarsın kelimelerle örülü kurgusal dünyaya:

“Kendime dair derin düşüncelere dalmak dünyanın geri kalanının uyum içinde olduğunu açığa çıkarıyor.”

Gözlem yaparız daima bu gözlediğimiz ise kendi dışımızdır. Etrafa verdiğimiz değer nesneden nesneye, kişiden kişiye değişir. Bir de gözlem içine zaman ve mekan girince olay tam bir kaosa döner. Kişisel birikim bir yerden çeker coğrafya bir yerden zaman bir yerden. Ortaya ayrı gözlerle aynı mekana bakan ayrı sonuçlar çıkar:

“Tüm nehirler birleşip gölde sona eriyordu ve tüm gariplikler de sahilde toplanıyordu, dünyanın her yerinde olduğu gibi.

İçsel bir yolculuğun başlangıcını gerçek yolculuğun başlangıcına denk getirmek aslında çok mümkün değildir. Arka planda süre giden iç yolculuğa katarız dış yolculuğu da ortaya sıradan veya sıradan olmayan macera çıkar. Macerayı aktarmak ise uzun sıkıcı olabileceği gibi yazar ve yönetmenin yaptığı gibi kısacık da olabilir. Bir sebep yükler yazar bu yolculuğa bir niyet bir dilek. Sevdiği yönetmen hastadır ve bu yolculuk yürüyerek yapılınca arkadaşı ölümden kurtulacaktır. Bir azimle başlayan yolculuk acı, kendine yabancılaşma, çevreye yabancılaşma ve yanlıklık duyguları ile devam edecektir. Yol belki de yanlıştır, kuş bakışı bile yanlıştır ama karar alınmıştır bir kere ve yola çıkılmıştır:

“Gerçekten kötü olan yanlış bir karar aldığımı kabul edince geri dönmeye cüret edemiyorum, kendimi başka bir yanlışla düzeltmeyi tercih ediyorum.”

Çoğu zaman inkar ettiğimiz gerçek bir yanılsamadır yazarın yaşadığı. O itiraf etmeyi tercih etmiş, yanlışın başka bir yanlış ile düzeltildiğini ortaya koymuştur. İçsel bir sürü öğeleri barındıran bu kısacık yolculukta, ben kokmaya başlamış ve temize çekme ihtiyacını az da olsa gidermiştir yazar. Fiziksel acılar, duygusal acılara karışmış sıradan hayatlar da bir sinemacının gözünden olabildiğince kısa ve çarpıcı olarak yansıtılmış bize. Bu sinematik anlatım muhteşem geçti .Nadir ve güzel betimlemeler, iyi ki okudum bu kitabı dedirtti bana. Kısa bir yol öyküsü, kısa bir mola hayata…
Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir