Şub 11, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

BOYALI KUŞ

BOYALI KUŞ

BOYALI KUŞ/Jerzy Kosinski

Savaşın pek çok yüzü var, bu bilinen bir gerçek. Bu yüzler çeşitli mekanizmaların hem sonucu,hem sebebi ki, ne neydi, kim kimdi karıştırmak bir yana; neden sonuç ilişkisini çözmek de çok olanaklı olamayabiliyor. Savaş bir tarafta Benito Mussolini’nin dediği gibi -“milletin enerjisin en iyi alan savaştır.”- itici bir güçtür.Sanayi ve tüm kaynaklar bu noktaya kanalize edilir ve ne yazık ki bugün ki teknolojiyi bu yıkıcı Tanrı’ya borçluyuz. Ateş’in kılıcından beri,bir aletsiz silahsız savaş olmaz. Keskin kenarlı bir kılıcı sapından tutarsanız elinizi kesmez; diğer türlü elinizi parçalar.Savaş, kabzası olmayan bir bıçak veya kılıç gibidir; kimin elini keseceğinden çok,hangisinin elini kolunu koparacağı önemlidir. İllaki kesilir,elin kolu her iki tarafında illaki, acı ve kan vardır etrafta… Etrafa saçılan cesetler içinde tüm ahlak değerleri de yerle yeksan olur. Tek gerçeklik yokluk ve açlıktır… Yokluğunu çektiğiniz şey öncelikle huzurdur elbette ama bunun yanına açlığı ,hastalığı ve ölümü hediye eder savaş. Çıkan sonuç ise, tüm değer yargılarının yok olduğu pis kirli bir ortamdır. Artık sınırlar kaybolmuştur. Kim iyi kim kötü, kim gaddar kim değil bilinmez. Aslında dost bile yoktur etrafta, hayatta kalmak için her şeyi göze almış bir sürü yürüyen ölü vardır. Gelecek, yıllar ile değil, dakikalarla sınırlıdır. Bomba düşer,kurşun gelir,yangın çıkar, açlık ve soğuk gelir. Hepsi de vahşi doğadan daha vahşidir. Sorgusuz alır canını da dönüp bakmaz arkasına, savaş. Yıkım;her şey ve her yerde hüküm sürmektedir.


Ahlak sınırlarının ortadan kalktığı böyle bir ortamda kimse doğmak istemez. Doğarsan bile yaşamak için bir çok gereği yerine getirmen gerekir. İsminin önemi yoktur ama deri renginin,saç renginin çok önemi vardır. Bizden bizden değil kavramı içinde yer alırsın. Çoğu zaman bu iki uç arasında gidip gelirsin. Birçok kişi için bir düşman çok azı içinse dostsundur.Bu çok azıda beslenecek boğaz olarak götür seni. En çok aç kalırsın ve sonra da sürekli dayak yersin. Tutunduğun her kişi ölebilir aniden,sen ölmeden. Karakterinin oluşmasını sağlayan en önemli şey savaş ve şartları olur. Mizacınızın içine eder savaş. Ürkek olursun mesela, fırsatçı olursun ve en çok da yalancı olursun:

“İnsan olmak buyuk bir başarı, onemli bir aşamadır. Herkes, kavgasının içinde taşır. Bunu benimsemek kendi yasalarına gore tek başına kazanmak ya da kaybetmek zorundadır.”

Bu vahşi ortamda savaşın kıyısına atılmış bir çocuk. Yalnız tek başına ve ürkek korkma yetisi geliştirmiş. Herkes ve her şey düşman. Vahşi bir var olma isteği çevrelemiş etrafını ve ne olduğunu bilmiyor aslında hayvan mı insan mı yoksa satılması için boyadıkları kuş mu? Hayvan ve insan arasında bir yerde hissediyor kendini makyaj yapılmış bir kuş:

“Yuvasız kuşlar gibi, bomboş gökyüzünde uçuşuyor muydu dualanm? Umutsuzca kaçmaya çalışan bu dualar, yitirdiğim sesimle birlikte gizli bir yere mi kapatıldı mı yoksa?”

Sığınacak hiçbir yer yok aslında yuvasız bir boyalı kuşun dileği de elbette başka bambaşkadır:

“Kadınların çocukların paylaşılacağı dogruysa her çocuğun birçok babası, birçok anası, sayısız kardeşleri olacak demekti. Çok güzel geliyordu bu bana. Herkesin olmak! Nereye git­sem babalar güven verici elleriyle saçlarımı okşayacak, anneler beni göğüslerine sıkacak; ağabeyler beni köpeklerden koruyacak; ben de kız kardeşlerime göz kulak olacaktım. Köylülerin neden korktuklanna akıl erdiremiyordum doğrusu.”

Bir karakter ve mizaç gelişimini savaş kadar derinden etkileyecek çok az şey vardır. Bu pek çok şeyin sınırını ortadan kaldırır. Düşünün doğuştan kör bir insana renkleri anlatmanın zorluğunu. Bu noktada savaşın ortasında ahlakı ve insan olmayı nasıl öğretebilirsiniz ki? İnsanlar bile insan değilken, tek gerçek ne olursa olsun hayatta kalmak olmuşken bir de… Hayat insanlar nedeniyle garip elbette, ve biz çocukları kendimiz ile kirletiyoruz.
İkinci dünya savaşını bir de çocuk gözüyle görmek için okunmalı bu kitap. Basit ama muhteşem çıkarımları ile asla geri gelmeyen değer yargı kaybı ile birlikte. Savaş insanları kaybettiği gibi,insan olmanın tüm yollarını da yıkar. Bir çorak çöldür geride kalan,hem coğrafya üzerinde hem de insanlığın kalbinde.

Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir