May 15, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

BİR DAVA

BİR DAVA /Ayhan Geçgin

Bazen hayat sanki yanınızdan akıp giden üstü açık bir lağım gibi gelir bize. Kokusunu duyarsınız,pisini görürsünüz de size bulaşmayacağına ne çok eminsinizdir. İçine girmediğiniz,fazla yaklaşmadığınız sürece sizi kirletmeyeceğini düşünürsünüz. Hele bir de kapalı bir lağım sistemi olan yerlere giderseniz; unutursunuz eski kokuyu, pis görüntüyü. Üzerinize yapışan ne varsa yeni olan yerde söküp atarsınız ya da attığınızı sanırsınız. Oysa bir sürü anı bir sürü yaşanmışlık bırakmışsınızdır arkada,bir sürü de bağ… İster görünür olsun, ister görünmez olsun sizi oraya bağlayan,hatta sizi var eden bağlar…Çünkü orada doğmuş, yürümüş, büyümüş ve basıp gitmişsinizdir başkabir kıtaya başka bir limana; daha güvenli olduğunu düşündüğün,daha özgür,daha “temiz” olduğunu düşündüğünüz bir “başka” yere…ait olmadığınız bir yere… Bir yeni aitlik yaratmak için, belki bir kök salmak için ya da unutmak için geride kalan tüm yaşananları.


Kirli bir geçmişin içinde olanlar olmayanlar, eksik kalanlar hep batar. Aslında kirli olduğunu düşünmezsin bile. Kirli olan geçmiş değil yaşadığın yerdir. Geçmişinin yaşadığı yer kirlidir. Yaşadığımz anılar, bıraktığımız tüm bağlar, geride kalanlar hep oradadır ve orada nefes almaya yaşamaya devam ediyordur. Sen o yerin tüm kurallarını,tüm şartlarını bıraksan ve terk etsen de orası senin peşini bırakmaz. Çünkü doğup büyüdüğün,basıp gittiğin yerde bir sürü insan vardır senin olan. Onlar o kurallara tabiidir, o kurallar ne kadar anlamsız ahlaksız ve yeni dünya düzenine uymasa da vardır. Bir sürü gerçek sanılan kurgu içinde vardır hem de. Öfke ve kin bile besler bu kuralları,çünkü erk sahipleri de insandır ve onların da duyguları vardır. Kandırılırlar onlar, sürekli ve sürekli… Bir dava seni kendine getirir. Kandırılmış, öfke kin ve nefretle yoğrulmuş bu lağımı açık topraklardaki insanlar birbirini suçlar. Kuralları ve kanunları da bu yangını söndürmek için kullanırlar. Bu yangın suçlamalarla,itham yalan ve iftira ile çıkmıştır. Ateş olmayan yerden de duman çıkmaz elbette. Bazen çıkan dumanı görüp gelirsin, bazen de yangını görüp ama en çok bu duman ve ateşten etkilenen kendi bağın olunca gelirsin.

Elinde hiç bir şey yoktur, ne bir kova su ,ne de yangın söndürücü… Sadece sarılabilir ve yaralarına merhem olabilirsin yakınındakilin. Susarsın ateş susatır seni,susarsın kanun nizam seni de sorgulayabilir. Ana dilinde susmak ise yabancı dilde susmaktan daha beterdir. Boşluk yaratır zamanda,bir bıçak gibi keser, ikiye böler seni. Hiç bir yere ait değilsindir artık. Yarım yamalak yaşarsın ,anadilinde sustuğunu yabancı dilde de anlatamazsın ki. Sonra geri döndüğün için yine aynı kokuyu aynı pisliği aynı sinekleri bulursun karşında. Düzelmek şöyle dursun, modernleşen ve yalnızlaşan dünyada daha da bir ağdalı olmuştur lağım. Daha da bir yavaş aktığı için olsa gerek daha ağırdır ,hava ve herkese bulaşmıştır pislik. Kirli tüm şartlar içinde artık kim doğru ,kim yanlış, kim temiz kim kirli hiç bilemezsin. Yabancı dilde sustuğun tüm hayaller arzular ise bu kirli ortamı fırsat bilip su yüzüne çıkar. Tüm yeni bağlar sorumlulukların yanında getirdiklerin hepsi bulaşır pisliğe. Yanında getirdiğin küçük “can” bile nasibini alır. Koparmadığın bağlar seni çeker içine can’ı da. Ve sen daima bir yolunu ararsın yaşamanın ve elbette üzerine sıçramış kiri silkeleyip kokusunu duya duya yaşarsın.
Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir