BİR CESEDİN OTOBİYOGRAFİSİ

BİR CESEDİN OTOBİYOGRAFİSİ/Sigismund Krjijanovski

Gerçeklik…
Yazılan kadar yazar da önemli elbette. O ruh hali yaşadığı ortam bu şartları oluşturan öğeler. Bunları anlatan ve bize aktaran yazarları seviyorum. Bu yönü var kitabın ama bu kısa öykülerden oluşan kitabın başka bir yönü daha var. Evrensel diyebileceğimiz pek çok küçük ayrıntıya farklı bir gözle bakmış yazar.

Bunu en iyi ikinci öyküsünde yakalamış doğrusu. İkili bir aşk ilişkisini yansıtma şekline bayıldım. Gözbebeğine giren küçük bir “ben” ile benin sohbeti. Nasıl girdiği nasıl orada var olduğu nasıl var olabileceğine dair farklı bir bakıştı. Bu öykü derinden etkiledi beni. Oysa anlattığı sıradan bir ilişki. Bir yazar olmanın en önemli noktası bu olsa gerek okuyucuyu şaşırtmak. Ve bazen gülümsetmek. Öyküleri o kadar geniş bir açı ile yazmış ki; içinde gerçek üstü öğeler, uzay zaman ilişkisi, bilimsel veriler var. Başka bir tarafı da yazar olabilmek için okumak gerekli okuduğunu yansıtmak. Bu yazar dönemini iyi okumuş doğrusu. Bu bilgilere kendi fikrini de katmış. Beni vuran pek çok cümlesi vardı.

“Varlık tarafından baltalanıp sil baştan başlatılan bu inatçı ve uzun var olma çabaları, sözüm ona hayatların özüdür.”

Soru sormaya yönelten yazarlar her zaman daha çok ilgimi çekmiştir. Yazar Rusya nın o çalkantılı döneminde yaşamış bir insan olarak bu durumu yazısına da yansıtmış. İnanç ve bilim arasında o zaman yaratılan ayrımı ortaya koyuyor. Bir gün önce inanç sahibi güvenilir bir adam olan din görevlisi devrim sonunda tamamen farklı bir zorlama ile karşılaşmış.

 Bu da Foucault’un felsefeye ve bilme bakışına götürüyor bizi. “Tarihsellik”, içinde bulunduğumuz durumu belirleyen en önemli parametrelerden biri tarih. Bugünün doğrusu yarının yanlışı olabiliyor. Bu tüm kurallar için geçerli doğrusu ahlak kuralları da dahil olmak üzere. Bu açıdan bakıldığında yazıldığı dönemi yansıtan bu öyküler sizi o an ki şartlara götürüyor. Bu yüzden yazarın bir sözü ile bitiriyorum:

“Gerçekdışı bir dünya uğruna yapılan gerçek şeyler, o dünyaya biraz olsun gerçeklik katar.”

Ömer AYDEMİR

468 ad