Eki 13, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU

BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU

BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU/Erlend Loe

Hayata bulaşıyoruz biz ve elbette hayatta bize bulaşıyor kuşkusuz … Asla kopamıyoruz insan olma gerçeğinden çünkü zaaflarımızla,bağlaımızla,bağımlılıklarımızla,duygularımız ve hayallerimizle insanız biz.Ve pek tabi tüm bunların ortasında bir yerlerdeyiz. Eksen kayması yaşasak bile ,var olmaktan vazgeçmek çok zor. İhtiyaç duyulan en önemli unsurlardan biri yalnız olmadığımızı bilmek ,bunu görmek ve hissetmek. Eğer bir içsel veya dışsal sorun bu noktayı bozarsa ortaya inanılmaz ve bazen de anlamsız bir tablo ortaya çıkıyor.

Bu yüzyıl,meta olmayı göze almak zorunda olduğumuz bir zaman dilimi. Avcı toplayıcı atalarımızdan miras kalan ne varsa hepsini unutmak zorunda olduğumuz bir yaşam tarzı sahip olduğumuz. Bunun adı da sosyalleşme,  yani bir toplumda var olma eylemi. Çok eskiden basit bir matematiğe dayanıyordu, Var ol işe yara ve karnını doyur, etrafındakileri koru. Basitti herşey…

Antropolojik çalışmalar avcı toplayıcı atalarımızın işe yaramayan bireyleri dışladıklarını ortaya koymuş. Bu bireyler ya öldürülmüş ya da terk edilmiş. İşte bu noktada alışkanlıklarımız  devam ediyor adeta. Topluma uyum sağlamayanlar dışlanır, bir şekilde yok edilir veya görmezden gelinir.

Yazar,bir refah toplumun da bireyselleşen ve/fakat bunu çok farklı bir yolla yapan kahramanını anlatıyor…sade bir dille ve lafı fazla gevelemeden. Önce topluma sonra tüm dünyaya yabancılaşan insanı anlatıyor. Nesne bağımlılığının artık bir yaşam tarzı olduğunu kabul etmek zorunda kalıyoruz. Tüm eşyalar bizim için işte… Saatleri,emeğimizi bir yulaf ezmesi karıştırıcı için harcıyoruz.Ne için? Rahat etmek için! Gelecek …Evde,okulda,iş hayatımızda hep bir yatırım  bakış açımıza göre. Ona göre güdüleniyoruz. Hep refah kelimesi önümüzdeki ulaşamadığız havuç ve utanarak,arkasında bizim varlığımız.
Bir milenyum romanı okudum arada eksik bir kitap bile olsa,ve  amacına ulaştı yazar benim için. Özümüzü benliğimizi ararken,en büyük sorunun kendimize yabancılaşma olabileceğini aktardı kendisi. Yabancı bir çevre değil sorun, kendimize yabancı olumak aslında…Biz hedonist bir var oluşun içinde,asla olamayızı ortaya koyuyor. Bu noktada bir sürü anlamsız ve gereksiz yaşam sorununu ne kadar dert ettiğimizi anlatıyor. Pek çok seçenek var diyor aslında doğa ile bütün olmak için. Ama bu şehirde olmaz diyor. Avcı toplayıcı olmak istiyorum diyorsanız,iyi düşünün ve kendinizi tanıyın önce sonra elbette yaparsınız bunu diyor.

Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir