Ağu 5, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

BENİM İKİ DÜNYAM

BENİM İKİ DÜNYAM

BENİM İKİ DÜNYAM/Sergio Chejfec

Yürümek bir evredir insan hayatında,hatta önemli bir evre. Bunu başarıp başaramamız bir çok aşamayı öncüller. Geç yürümek ,bir kötü işaret gibidir bazen yada modern bilim bunu bir mihenk noktası diye kabul eder. Bu eylem birçok insanın ilk ve önemli bir edimidir. İlk adımlarına şahit olma isteği,tüm eş, dost, akraba ve ebeveynlerin ortak arzusudur. Ve bu başarı,anılarda en güzel şekilde de yerini alır. İnsan için küçük bir adım, baba için devasa bir gelişmedir. Yürümeye başlamak iki ayak üzerinde durmamızın hem evrimsel hem de sosyokültürel açıdan en önemli eylemi olarak görülür. Artık insan -yani biz- iki ayağı üzerinde durmuştur ve bundan sonrada duracağızdır. Düşmesinin hiç bir önemi yoktur ve hatta kalkması için bir vesiledir. Yürümek,hem bir sağlık göstergesi hem de bir özgürlüğün ifadesidir. Hiçbir şeye ve hatta insana yaslanmadan tek başına,kendi varlığınla,iki ayak üzerinde yürümek gibisi yoktur.

“…talihsiz ve inişli çıkışlı dönemlerde bile yürümeyi sürdürmüş olmam, sonsuza dek bir yürüyüşçü kalacağıma dair düşüncemi destekliyor; bu aynı zamanda beni koruyan bir şey…beni kendim olmama tehlikesinden koruyor;…insandaki bağımsızlık yanılsamasını, özellikle de özgünlük mitini sürekli yeniden ortaya çıkarıyor.”

Yürümek ve yürüyüş başlı başına bir eylemken; etrafında akıp giden hayatı ve nesneleri gözlemlemek için bulunmaz bir fırsattır da… Arabada giderken dar ve hızlı geçişen bir pencereden bunu yani hayatın akışını yakalamanız oldukça zordur. Ayrıntıları yakalarken buluruz kendimizi her adımda yavaş yavaş ve sindire sindire. Bir şehirde geziyorsak, daha çok ayrıntı buluruz.Meselaa pastoral bir manzara, dingindir. “Uyuklayan, sessiz, bekleyişlerin hep uzun olduğu herkesin o bekleyişin kurbanı olduğu şehirler.” İşte bu iki noktanın kesişimi gibidir parklar. Şehirde nefes aldığın ve şehirden kopmadığın haritada yeşil bir leke gibi duran parklar. Herkesin parklara gitmek için milyonlarca sebebi vardır.

“Benim için park, her şeyden önce, kusursuz değilse iyidir, bir de yalnızlık tarafından ele geçirildiği zaman; öyle ki o yalnızlık hem insanın kendi işaretine hem de o parkta yürürken tek tük rastlanan diğer insanlarla paylaşılan bir işarete dönüşebilmelidir, ama bu karşılaşılan yayalar da benim bakış açıma göre, insana hem tanıdık hem de yabancı gelen bir yerde yüründüğünde hep olduğu gibi, mutlaka düşünceli ya da dalgın, hatta biraz da kafası karışık olmalıdır. Bilmiyorum parkları terk edilmiş yerler olarak adlandırmak doğru olur mu; arka planın silikleştiği, etrafın bir anlığına dondurulduğu bir yer anlatmak istediğim, insan herhagi bir yerde, hatta dünyanın öteki ucundaki bir parkta olduğunu bile hayal edebilir orada. Unutulmuş hayal meyal bir yer daha doğrusu insanın kim bilir ne tür bir meseleye daldığında fark etmeden geldiği, yok olduğu, hiç kimseye dönüştüğü ve sonunda kendisini bile belli belirsiz hissettiği bir yer.”

Parklar ve yürümek bir kesim noktasıdır. Bu süreci,yürüyerek bankta oturarak bir şeyler içerek geçiririz ve etrafımıza bakarken dalar gideriz. En çok kendimize dalarız,geçmişimize ve geleceğimize… İçimizde kaç dünya varsa o kadar çoğalırız ve dağılırız etrafa. Yaşlı bir amcanın yanına oturur biri, öbürü bir dedikoduya kulak misafiri olur, gölde kuğuya benzer bir göl bisikletine biner diğeri. Ama titreşmeye başlar işte o an gerçeklik. İki taneymiş gibidir. Birinde yaşar,diğerini kurgularsınız. Yaşlı amca geleceğiniz olur,babasının yanındaki çocuk ilk yıllarınız. Kendinizi bu tablo içinde bir yere yerleştirmeye çalışıp başaramazsınız çünkü tüm tablo sizsinizdir veya tablo sizindir.


Yürümeyi tutkuyla seven elli yaşını kutlamaya hazırlanan bir yazarın iç dünyasının dışa yansımasını bir çağırşım silsilesi içinde okuyorsunuz romanda. Tüm ayrıntıları kendinde gizli bir bakış sunuyor size yazar. Bakıp görmenin ve anlam katmanın eşiğinde bir pencere. Kendini sorguluyor her doğumgününde pek kimsenin yapmadığı gibi.

“…bu günlerin,(yani doğumgünlerinin) yaşanmış zamanlar üzerine bir tefekküre dalma, açıklamalar bulma ya da haklı çıkma fırsatı…”

olarak bakıyor yaklaşan doğumgününe. Bir çok kareyi sondajlayıp çıkarıyor belleğinden. Bir titreşen hayata dönüşüyor gerçekliği ve de hangisi kendi dünyası bilemediği.
Keyifli Okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir