Ara 6, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

BAŞIBOZUK SEVDALAR

BAŞIBOZUK SEVDALAR

BAŞIBOZUK SEVDALAR/Canan Tan

ŞİİR: Duygulardan, düşüncelerden ,düşlerden ,özlemlerden süzülmüş yaşantı birikimleri
uyandıran yazın ürünü.
Adının anlamıyla uyuşuyor Şiir.En çok da,acı uyandırıyor adının anlamında.Şiir,minyon tipli
uzun sarı saçlı oldukça güzel bir üniversite öğrencisidir.Şiir adını edebiyat öğretmeni babasından
almaktadır.Kader ,ayrılıkları henüz 14 yaşındayken annesi ve babası ayrıldıktan sonra tattırmaya
başlatmıştır mayhoş tadını.
Yakın arkadaşı Eda ile İstanbul Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nde okumaktadırlar.
Turizm okuduklarından dolayı yaz ayı geldiğinde bir tatil köyünde staja başlarlar ve her şey orada
değişir.

“Bugüne kadar duyduğum, okuduğum, dinlediğim ya da seslendirdiğim bütün şiirlerden daha
güzelsin!” diyen Ezel,

”Aşkın yaşı yoktur, mantığı da.” tezini savunan Baran,

Ve hikayesi,”Seni herkesten kıskanıyorum” ile “Nereden sevdim o zalim kadını” arasında sıkışıp kalmış bir Recep…

Şiir’in ruh hali ise karmakarışık.Şöyle ifade ediyor kendini:
Çoktan gittim ben!
Farkında değilsiniz belki, ama kayıplara karıştım.
Sizin için yok’um ben artık.
Bensiz yapın bütün hesaplarınızı.
İlle de bir yanıt istiyorsanız…
“Başıbozuk sevdalara paydos!” diyorum.
Ve ben artık başıbozuk değil, başı da sonu da aynı derecede sağlam ve tutarlı sevdalara açacağım
kapılarımı…

Yaradılışı edilgendir bazılarımızın…Kolaycılığından değil;değirmenlere karşı savaşmanın oldukça zorluğu,bazen doğaüstülüğü,Don Kişot’u değil,Sancho Panza olmayı seçmemimize neden olur.Rollerimiz hep ve sürekli değişse de, ilişkilerimiz de meğilimiz önde veya arkada olma eğilimindedir çoğu vakit…

”Tahteravllinin havada asılı kalan çocuğu oldum hep.Etkisiz,tepkisiz,kaderine razı…”

Kürtaj…

İyi/Kötü,Doğru/Yanlış kadar eski ,belki bir o kadar cevabı bulunamayan bir sorgulama konusu.Cinsiyete göre,sosyokültürel ortamlara göre bile çok farklı argüman ve metaforlarla desteklenen ve/veya karşı çıkılan kaotik mevzuyu Şiir’in hüznüyle dinliyoruz:

 

”Bugün kürtaj oldum ben

Rahmimin çeperine sımsıkı tutunmuş,yaşamak için benden onay bekleyen,hatta merhamet dilenen;kanımdan ,canımdan bir parçayı silkeyleyip atıverdim bedenimden.Ama onu ”piç” gibi ortada bırakmayacağım.Anası da benim onun,babası da.

Küçücük bir naylon torbaya sardım bebeğimin lime lime olmuş kanlı bedenini.Beyaz patiskadan el kadar bir kese diktim,onun içine yerleştirdim kızımı.Salonda ki saksılardan en albenili olanını seçtim,içindeki çiçeği söküp attım.Toprağını eşeleyip,açtığım çukura özenle yerleştirdim kızımı.Pembe bir kurdale bağladım saksısının kenarına.

 

Mezarını beğendin mi Mısra?Daha iyisini sunamadığım için üzgünüm yavrum.Ama sen de takdir edersin ki bu kadarı geldi elimden.Avutmak için söylemiyorum inan,son nefesime kadar seninle yaşayıp,seni yaşatacağıma söz veriyorum.

Hiç kimse,hiçbir kuvvet Şiir’i Mısra’sından ayıramayacak!Mısra’sı olmayan bir şiir,bir şiire ait olmayan mısra,dünyanın neresinde görülmüş ki?”

Tuğçe GENÇTÜRK

  • avatar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir