Nis 5, 2019

Posted by in Kitap | 0 Comments

ATLAS’IN YÜKÜ

ATLAS’IN YÜKÜ

ATLAS’IN YÜKÜ/ Jeanette Winterson

Atlas’ın yükü,atlas’ın çilesi olmuştur daima. Hem cezası,hem kaderi,hem de mutluluğu belki de… Asla bırakmak istemediği,bırakınca çökeceğini düşündüğü bir yük Atlas’ın ki…Dünyanın yükü omuzlarında. Güçlü olmasına güçlü hem de bu yükü taşıyacak kadar. Yüzyıllar,bin yıllar taşıyacak kadar güçlü atlas.Asla düşünmediği ve hesaba katamadığı,geçmişinin yükü oysa.Bir hatanın ya da seçimin yükü… Bir hata diye bakınca yük daha mı ağırlaşıyor bilmiyorum ama seçim olursa sanki biraz hafifliyor. Seçmek,sonu bir hata bile olsa bize ait oluyor; kader olmaktan çıkıyor.
Omuzumuza yüklediğimiz her şey kısıtlar bizi,hareketimizi kısıtlar,duygularımızı kısıtlar. Anlar bir tuhaf olur artık. Çünkü hareketimiz kısıtlıdır işte bir sıkışmışlık hissidir yaşadığımız. Yükümüzün altında ezilirken, kalkmanın yolu çok uzun ve zordur.

“Şimdi anlıyorum geçmişin serap misali buharlaşıp gitmediğini. Gözle görülmese bile geleceğin bir ağırlığı olduğunu. Bizler geçmişle geleceğin çekiminde yaşarız. Bu çekimi kırmak için muazzam bir enerji -ışık hızında güç- tüketmek gerekir.”

Sınırlar başlar işte bu noktada.Hareket sınırlı, istekler mecburen sınırlı fakat özgürlük istenci sınırsız. Uzay kadar ve belki daha da fazla. Hiçliğin kıyısı bir sınır işte. Hiçliğin arasında değildir ,boşluk adı üstümde hiçliktir. Ama sınırı belirleyen,her şeyin içindeki boşluk bizi sağlam kılar. Belki de yüke direncimizi sağlayan da bu boşluklardır.

“Duvarın sağlamlığı taşlardan değil, taşların arasındaki boşluklardan gelir. Sanırım bu da bana yapılan pis bir şakadır, çünkü benim onca kuvvetime ve emeğime rağmen duvar bir hiçliğe dayanır. Altını çizelim hiçliğe.”

Vücudumuz ise bu sınırın başlangıcıdır. Bir güç ve emeğin olgunlaştırdığı varlık sebebimizdir o. Özgür olmanın yolu bu güce ve emeğe bağlı olsa da, yükten kurtulmanın yolu zihinsel çoğu zaman.

“Vücut budur işte, sağ kalmak için gerekli ihtiyatlı bir biçimde içine alan, mikrop türü istilacıların saldırısına kararlılıkla direnen kapalı kutu. Vücudun sınırları ancak vücut çürürlen zayıflar, ama çürümeyle gelen özgürlük işe yaramaz. Sonunda dünyayla birleştiğimde ona çoktan gözlerimi yummuş olurum.”

Yükümüzle, vücudumuzla, kaderimizle, eylem ve eylemsizliklerimizle birbirimizin hem yükü,hem yoldaşı oluyoruz çoğu zaman. Kendimizi dayatıyoruz bazen kaderimize ve ortak olsun istiyoruz özellikle birinin veya diğerlerinin. Birbirimizin kaderi,işkencecisi ve bazen mutluluğu,huzuru oluyoruz. Bu süreçte bir ortam yaratıyoruz toz zerresi kadar olan kocaman dünyada. Bu ortam çoğu zaman bir cehennem oluyor ve “yarattığımız cehennemler, tanıştığımız cehennemlerdir.”


Yazar bu mitolojik öyküyü bir çok mizahi unsur eşliğinde kendi hayatını ön planda tutarak ay nı zamanda kısa ve net cümlelerle yazımış. Öyküye bu zamanı ve kendini de katmış yazar. Bir solukta okunan bu uzun öykü gülümsemeye değiyor.
Keyifli okumalar!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir