Tem 3, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

ANTİGONE

ANTİGONE

ANTİGONE/Hanry Bauchau

Hayat her zaman bakış açısıyla ilgili olmuştur. Olaylar, kişiler ve kurallar yorumladığın şekilde sende gerçekleşir. Ne olduğunu değil sende nasıl yansıdığını bilirsin aslında.

Objektif olma şansın elbette vardır ama bu rutin günlük hayatında çok baş vurmak zorunda olduğun bir durum değildir. “Bence” der bitirirsin önermeyi. Antigone de böylesi bir eser. Yaşandığı var sayılan yarı mitolojik yarı gerçek bir olay var. Bu pek çok antik yazarın öyküsü ve tiyatro eserine konu olmuş trajik bir kurgu veya tarihsel bir gerçek. Bu noktada bunun çok bir önemi yok elbette. Önemli olan insan davranışı ve çeşitliliği. Bu şekilde tarihsel gerçek mi mitolojik bir olay mı buna pek önem vermeden baktım esere. Bu noktada antigone pek çok yazarın yapmadığını yapıyor ve olayın kahramanı bize olayları başta bahsettiğim “kendi” bakışından aktarıyor. İlk kez bu olmuyor olsa da antigone’nin bir kadın kahraman olması romanı değişik ve güzel kılıyor.

Kadınlar, kadınlarımız diye başlayan büyük üstadın destanını anmadan edemedim. Bu sadece bizim yaşadığımız bir gerçeklik değil. Ataerkil tüm toplumların görmediği, görmek istemediği ve görmenin işlerine gelmediği bir durum. İkinci sınıf insan kavramı. Yani kadınlar kadınlarımız hep itilmiş kakılmış ve hor görülmüş. Bu kitap bu noktada yaramızı tekrar deşiyor. Bu noktada öfkeli yazar ve olanı yazıyor bir kadın naifliği ve duygusallığı içinde:
“Hoşgörülemez olan savaş, sizin haberiniz olmadan yapılan savaş, ilacı kalmayan hastalara, aç gezen yoksullara, ölüp gidecek olan çocuklara karşı yapılan savaş.”
Erkek egemen toplumlar sayılarla uğraşır; savaş ne zaman başladı, kaç gün sürdü, kayıplar ne kadar, gibi oysa insan sayıdan fazlasıdır; bunu görmez tarih ve yazıcıları sadece Zafer veya yenilgi vardır hepsi bu. Antigone o savaşın görünmez yüzünü anlatıyor cephe gerisini yani.

Kitapta pek çok karakter var ve çoğu erkek ne yazık ki. Belli noktalarda sıkışmış iki kız kardeş öyküsü. Baba ve ikiz kardeşlerine anne olan yani anaç davranan iki kız kardeş. Kuralların ne kadar katı ve acımasız olabileceğini gösteriyorlar bize. Güç ve iktidar uğruna ikizlerin birbirine düşmesini aktarırken, diğer erkek figürlerini de yorumluyor. Aşkı, tutkuyu da ihmal etmemiş elbette. Bir çaresizlikler trajedisi okuyorsunuz; romanın sade anlaşılır diliyle. Sıkmadan yormadan. Daha çok konuşma diliyle yazıldığı için eser anlaşılır cümlelerden oluşuyor.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir