Ara 18, 2018

Posted by in Sinema | 0 Comments

AHLAT AĞACI

AHLAT AĞACI

AHLAT AĞACI /Nuri Bilge Ceylan (2018)

”Ahlat Ağacı”nı anlatmak için onlarca faklı dil kullanabilir izleyici ve hepsinin de doğru ve isabetli olacağının garantisini verebilirim,hiç garanti veremeyen biri olarak.Sebebini filmi izileyenler hemen verebilecekken, izlemeyenlere ben söyleyeyim;fazla ”gerçek”,fazla ”hayat”a dair bir film var karşınızda.Nuri Bilge Ceylan öncelikle çok sesli fotoğraflar çeker filmlerinde,çoğu da etrafımızda,ya da etrafımızdandır çektikleri.İlişkileri aktarır yine ,annemizle,babamızla,kardeşimizle,öğretmenimizle,arkadaşlarımızla,patronumuzla,karşımızdaki bir memurla,bir din adamı ile ne konuşuyorsak onu dinliyoruz Nuri Bilge Ceylan’ın o muhteşem fotoğraflarının arka fonunda.

 “sevelim veya sevmeyelim, bazı özelliklerimizi babalarımızdan alırız. zayıflıklarımızı, alışkanlıklarımızı ve daha birçok şeyi. film, babanın ve oğlunun aynı kaderi paylaşmasıyla oluşan kısır döngüyü acı veren deneyimlerden oluşan bir seriyle anlatacağız” 

Filmde henüz hayata atılmaya çalışan bir gencin,üniversite sonrası ailesinin yanına dönmesi ile başlayan çelişkiler silsilesini ve diyaloglarına çevrilen bir gizli kamera bakışına şahit oluyoruz.İmamla olan diyaloglar toplumun bir bölümünün,yazarla olan diyalogları ise belki ortak paydada da buluşabilecek bir diğer bölümünün ,yine kulağınıza çokca çalınanlarından adeta.

Baba-oğul ilişkisi yine oldukça etkili sunulmuş izleyiciye.Erkek izleyiciler anımsayacaktır,hemen tümünün ailelerinde husule gelmiş olan iktidar çekişmesini,havada uçuşan bir hor görme ,hele boyumuz onu geçtiyse sıkça çiselenen yüksekten bakışlarımızı…Filmin çoğunun geçtiği kesitte babaya duyulan öfke,bir başka bölümünde hayranlığa dönüşüyor.Filmin sonunda boynunda ki ip mataforu,egosunu yenmeyi başlayıp babasına yaklaşması ve babasının bıraktığı yerden kuyunun kazılmasına başlayan oğlu tanımlıyor adeta.

(Bu arada babasının gözünün kestiği her sahnede, oğluna bir iş kitlemesi,bunun için takındığı sevimlilik ve naifliği izlemek oldukça eğlenceli)

 

Kitabına sponsor arama aşamasında gerek belediyede,gerek kum ocağında geçen diyaloglar ise ülkede sanatın,sanatçının önünde duranları yine tanıdık bir dille göz önüne seriyor.Bazen sinir bozuculuğun pik yaptığı diyalogları dinlerken ”iyi ki sanatçı falan olmamış,es kaza kitap mitap yazmamışım bu ülkede” diyesi gelmiyor değil izleyicinin.

Uzatmadan…Hayata,ülkeye,aileye,topluma,dine,egolarımıza,gençliğe kralından bir kadraj ile karşımızda yine Nuri Bilge Ceylan…İzlemediyseniz,hadi!

Murat AKBABA

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir