Ağu 9, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

ADSIZ SANSIZ BİR JUDE

ADSIZ SANSIZ BİR JUDE

ADSIZ SANSIZ BİR JUDE /Thomas Hardy

“Sue zekasının bir yıldız gibi kıvılcım saçtığı zamanlar belirsiz, kendine özgü hayallere dalar, dünyanın bir rüya sırasında bestelenmiş bir melodiye ya da şiire benzediğini düşünürdü. Yeryüzü yarı uyanık bir zeka için kusursuzdu, ama uyanık olan biri için mutsuzluk derecesinde saçma idi.”

Thomas Hardy’in yaşadığı dönem için çağdaş olduğu söylenemez doğrusu. Yazım dili öykü kurgusu kelimeleri ve tarzı çağını yansıtıyor bile olsa, çağının ötesinde düşüncelere sahip olduğunu bu romanında okudum doğrusu. Hikaye anlatım tarzı sade abartıdan uzak bir tarz.

Fakat kurguladığı öykü çok içerikli ve bence kusursuza yakın. Döneminde çok eleştiri almış bir karamsar eser. Uzun bir klasik eser elbette ama sizi içine alıyor ve o dönem İngiltere’sine taşıyor, hem de iklimi, coğrafyası, şehirleri ve en önemlisi kültürel ve sosyal hayatı ile birlikte.


Roman da çok karakter yok ama bütün karakterlerin hakkını vermiş yazar. Bunun olmasının en önemli sebebi, yazarın kendi çevresine ve bulunduğu kültüre isyanını çok iyi anlatma isteğidir bence. Karakter üzerinden eleştirdiği en önemli konu ise ortak bilinç ve bu bilinç içindeki kabul edilmiş önyargı ve yanlışlar. Jude bir kimsesiz olarak başladığı hayatına büyük umutlar ve hayaller eklemiş, ve bunu da çalışkanlığı ile pekiştirmek isteyen bir iyi yürek. Kendi çabası ile okumuş dil öğrenmiş ve hayalleri şehrine yani Christminister’a gitmeyi aklına koymuştur. Bu sırada önüne çıkan tüm engelleri aşma niyeti ve azminde olsa da çok sonra bunu başarır. Ve tek gerçek aşkı Sue ile karşılaşır. Sue ile Jude kardeş çocuklarıdır ve bir de buna Sue’nun dengesiz ruh hali de eklenince ortaya karamsar bir trajedi çıkar. Yazar burada çok iyi göndermeler yapıyor doğrusu. Beden bulmuş iki aykırı insan etrafında sorguluyor hayatı, kabul edilmiş kuralları ve toplumsal baskıyı. Karşı duruyor aslında okuyucuya soru soruyor bu doğru mu diye. Alınan cevaplar ise yetersiz ve güdük elbette.

“Hiçbir insana haksızlık etmediğimiz, hiçbir insanı yozlaştırırmadığımız, hiçbir insanı dolandırmadığımız halde, üzerimizde biriken bir kara bulut yüzünden buradan ayrılmak zorundayız. Kendi gözümüzde doğru olan şeyi yaptığımız halde, genede gitmek zorundayız.”

Gitmek gerektiren bezdiren hayattan soğutan o kadar olay yaşar ki Jude ve Sue nihayi mutluluğu ölümde yok olmakta atarlar.
Toplumsal baskının ve değişmez kaderin bir romanıdır bu. Yoksul ve nüfussuz bir gerçeklik insanın her zaman önünde engeldir. Bu kitapta o döneme aitliği şüpheli bir kavram ile karşılaşır insan “fırsat eşitliği” bunu başaramaz kimse. Bilge olanlar bile buna bir hayal gözüyle bakar ve şöyle der: “bildiğiniz ve yapabildiğiniz işte uzmanlaşın.” Bu aslında hiç değişmedi bu yüzyıl da bile durum çok da farklı değil aslında. Hayvanları seven yaşadığı toplumu seven ve onun kurallarına uymaya çalışan insan da mutlu olmayabiliri gösteriyor yazar.
Çağlar ötesinden seslenmiş bize hiç değişmeyen kaderimize ve bunu kabul etmeye zorlanışımıza. İsyan ve trajedi ikisi bir arada uzun olsa da sonu hüzünlü de bitse roman da çok güzel ortaya konulmuş.
Keyifle okuyunuz!

KAYNAK:https://1000kitap.com/adsiz-sansiz-bir-jude–112615,Ömer AYDEMİR

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir