May 25, 2018

Posted by in Kitap | 0 Comments

ŞAHBAZ’IN HARİKULADE YILI 1979

ŞAHBAZ’IN HARİKULADE YILI 1979

ŞAHBAZ’IN HARİKULADE YILI 1979/Mine Söğüt

Gerçek hayat “sadece var olmak”tan başka hiçbir ideali bulunmayan bu narın yaşadığı; ya da herhangi bir meyvenin, çiçeğin, ağacın, toprağın sürdürdüğü… Hayat insanlardan çok uzakta, hiçbirin bilmediği, çözmeye çalışmadığı o gizemli dili konuşan başka canlıların dünyasına ait bir şey. İnsanlar devamlı ölümü yaşıyorlar. Birbirlerini öldürmeyi düşünerek ve ölümden deli gibi korkarak, hayatın farkına varmayarak. Çürüyen bedenlerinin, topraktan başka bir canlı olarak çıkacak olmasındaki harikuladeliği kavrayamıyorlar. Kendilerine yalan cennetler, yalan cehennemler uyduruyorlar. Sahip oldukları hiçbir şeyi yitirmek istemiyorlar. Oysa yitirmek ilerlemektir.”


Gerçek nedir ki bir çok olay olurken hayatta? Bu olayların kaçını hatırlarız kaçını unuturuz. Acıları unutma eğilimimiz fazla olsa da acı daha derin izler bırakıyor insan yaşamında. Gerçek kayıt altına alınan resmî bir tarihin sayfalarıdır belki ama ayrıntılar da dahildir gerçeğe. Hiç bir tarih kitabı kahramanlarının duygu düşüncesini yazmaz. Hele geçmişini o noktaya nasıl geldiğini hiç yazmaz.
1979 yılı almanağını alıp önüne olayları okurken neler geçer birisinin kafasından bilinmez ama yazarın kafasından geçenleri gerçeküstü bir kurgu şeklinde okuyoruz bu romanda. Efsaneler ile yoğrulmuş Anadolu toprağının öyküleri de elbette efsanelerle iç içe ve onlardan ayrı değil. Toplumu oluşturan dinamikler içinde karşıt görüşlerde vardır. Bu görüşlerin çarpışması ise kaçınılmazdır. Ama bir dönem Türkiye’sinde yaşanan olaylar korkunç bir haldeydi. Bir çok insan acı çekti işkence gördü ve karşıt görüşler birbirini kırdı. Roman bu döneme “ayna” tutuyor:


“Hiç’i bile yansıtabilen tek şeydir ayna. Karanlığın yansıyabildiği tek yüzeydir. Karanlık aynada kendisiyle karşılaşabilir. Eğer aynanın karşısında “hiçbir şey” varsa, aynada da “hiçbir şey” vardır. “Hiç”i “var” yapmayı beceren bu kudret, aynanın zamansız, boyutsuz, sınırsız “tekrar” hüneridir.”
Aynalar, hayatın sarmalına tanıklık ediyor her seferinde her öyküde. İkizler ise ayrı bir açılım sunuyor yazara bu noktadan çıkışla inişler çıkışlar yok oluşlar sergileniyor okurun önüne.
Toplumsal baskının ve iyi doğru kavramının nasıl göreceli olduğunu ve sınırları belirsiz bir ortamda yaşadığımızı gösteriyor yazar.
Anlatım dili çok güzel ve keyifli. Bir çok cümle sizi gülümsetiyor; çünkü bu şekilde yazmak hiç aklıma gelmemişti diyorsunuz. Karakter sayısı fazla gibi dursa da aslında birbirine bağlı karakterler.
Keyifle okuyunuz!

Ömer AYDEMİR

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir